işü
Son yayınlanan yazılar
print this page
Son yazılar

Mutlu Olmak İçin Meditasyon

Mutlu olmak, acı ve üzüntüden uzaklaşmak için bir takım seçimler yaparız. Bir ilişkiden diğer bir ilişkiye, bir işten diğerine, bir şehirden diğerine gider, bizi eğlendireceğini düşündüğümüz elektronik aletlere para harcar, sevdiğimiz televizyon dizilerini takip eder, doğada zaman geçirir, sağlıklı beslenmeye önem verir, bize iyi geleceğine inandığımız spiritüel teknikleri deneyimleyerek mutlu olmanın yollarını ararız.

Mutlu olmayı istemenin yanlış bir tarafı yoktur. Ancak yaptığımız seçimler başta bizi mutlu etse de bir süre sonra mutluluk hissi yok olabilmektedir. Örneğin çikolatayı çok sevsek de bir kilo çikolatayı bir oturuşta yedikten sonra biri çikolata ikram etse çikolatayı yemeğe başladığımızdaki mutluluğu hissetmeyiz.  Bu ve benzeri örnekler bize mutluluğun duruma göre değişebileceğini göstermektedir.  Mutluluk duruma göre değişmemelidir, kalıcı olmalıdır.  

Peki, kalıcı mutluluk mümkün olabilir mi?
Bence bu sorunun yanıtı “ Evet” tir. Kalıcı mutluluğun anahtarı zihnimizin içindedir. Düşünceler, duygular, algılar, hatıralar hepsi zihnimizi oluşturur.  Zihnimizdeki düşünceler ne kadar net ve açık ise bir o kadar da sakin ve rahat hissederiz kendimizi. Zihni net olarak deneyimlememizi sağlayacak tek şey ise meditasyon yapmaktır.Meditasyon “aşina olma”, "tanıdık olma" şeklinde tanımlanabilir. Birisi bize karşı saygısızca ve hak etmediğimiz bir şekilde davrandığında çok üzülür hatta öfkelenebiliriz değil mi? Aslında üzgün ve öfkeli olmamızın sebebi negatif davranış ve duygulara aşina olmaktan kaynaklanmaktadır. Meditasyon yaparak negatif yerine daha fazla pozitife aşina olmayı, pozitifi kolay ve doğal bir şekilde hayatımıza almayı öğrenerek bize karşı saygısızca davranan kişi karşısında daha sakin ve sabırlı olmayı ve daha fazla sevgi ve şefkatte kalmayı başarabiliriz. Meditasyonla en zorlu ve acı dolu deneyimlerde dahi nasıl mutlu olunabileceği keşfedip günün birinde kendimizi tatminsizlik, öfke, endişeden tamamen arınmış olarak bulabiliriz.

0 yorum

Bir Jinekoloğa En Son Ne Zaman Gittiniz

Bir yıldan fazla oldu galiba..belki de çok daha fazla.. ama şimdi randevu al, işi gücü bırak, çalışıyorsan patrondan izin al, trafiğe katlan, bir sürü tetkik de istenirse ek masraflar, filan...hem zaten şu anda hiçbir şikayetim yok ki.."

Aman böyle demeyin sakın..sadece ayıracağınız 1-2 saat ve küçük bir bütçe belki de başınıza gelebilecek çok çok önemli bir sorunu daha başında çözecek. Önemli sorun derken açıkçası KANSER'den bahsediyorum.
Rahim, rahim ağzı, yumurtalık ve meme kanserinden. Unutmayın ki tüm bu kanserler belirti vermeye, şikayete yol açmaya başladıklarında muhtemelen geç kalmış olabilirsiniz. ! Evet, kanserlerin önemli bir bölümü halen sadece erken teşhis sayesinde tedavi edilebilmekte. Geç kalındığında yani hastalık ilerlediğinde ise yapılacak tedavilerle belki yaşam süreniz biraz uzatılabilir ama malum sondan kaçamazsınız.

Oysa ki muayene, ultrason ve basit bir smear testiyle (rahim ağzından fırçayla sürüntü alınması) bundan kaçınmak mümkün. Rahim ağzı kanseri yavaş gelişen bir kanser olup, saldırgan kanser olmadan uzun zaman önce smear testi ile bu hücresel değişimler tespit edilebilir. Smear testi rahim ağzı kanserine bağlı ölümleri azalttığı gösterilmiş olan basit ve etkili bir tarama testi. Bundan 20-25 yıl önce ABD'de genital kansere bağlı ölümlerde rahim ağzı kanseri birinci sırayı alırken smear testinin devlet politikaları ile teşvik edilmesi sonucu dördüncü sıraya düşmüştür.

Ülkemizde smear taraması büyük ölçüde kadın doğum hekiminin yönlendirmesi, daha düşük oranda hastanın isteği ile yapılmaktadır. Şikayeti olmasa dahi rutin kontrole giden ve smear testi yaptıran kadınların oranı ne yazık ki halen olması gerekenden çok daha düşük. Cinsel yaşantısı başlamış olan her bayanın yılda bir kez smear testi yaptırmasında fayda var.

Genç bayanlarda arka arkaya üç kez normal çıkarsa 2 yılda bir de yapılabilir. Rahim ağzı kanseri aşısı hakkında son yıllarda ilerlemeler kaydedilmiş olsa da bu konuda halen smear testi tüm diğer önlemlerin önünde değerini korumaktadır.
Karında kocaman kitle olana kadar genellikle bulgu vermeyen yumurtalık kanserleri ise kadın genital kanserleri arasında en acımasız ve sinsi olanı..
Doktorunuzun yapacağı bir ultrason muayenesi ile şüphelenilip istenecek ileri görüntüleme yöntemleri ve kan tahlilleriyle üzerine gidildiğinde ancak ortaya çıkarılabilir.

Aynı şekilde meme kanserinin de kadınların korkulu rüyası ve önce giden ölüm sebeplerinden olduğunu bilerek jinekoloğunuzdan meme muayenesi de talep etmelisiniz. Kendi kendinizi düzenli olarak muayene ediyor olsanız da doktor muayenesinin ve gerekli görülürse istenebilecek olan ultrason veya mamografinin önemi büyük.
Tüm kanserlerin son yıllarda gösterdiği artışı da düşünecek olursak yapılacak şey elimizden geldiği kadarıyla gerekli önlemleri almak.
Sevgili bayanlar, hayat güzel.. neşeyle, sağlıkla, keyifle yaşamalısınız. "Uzun süre oldu galiba.." diyorsanız bugün jinekoloğunuzu aramayı ihmal etmeyin..
Sağlıklı günler dileklerimle…
Doç. Dr. Selman Laçin

0 yorum

Obezite tipleri degisti mi

Her geçen gün artan bu obezite salgını, bizim de bu durum karşısında bir şeyler yapmamız gerektiğinin bir göstergesidir. Ya da hiç önemsemeyip bu hastalığın oranını artırmaya katkıda bulunmak mı istersiniz? Cevabınız hayır ise Özel Ethica İncirli Hastanesinden Uzm. Dyt. Fatma Yiğitoğlu obezite ile mücadele de nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini anlattı.
        
Ülkemizde son yapılan çalışmalarda obezite oranı kadında %43 iken, erkekte % 21 olduğu görülmüştür. Karın (abdominal) tipi yağlanmada görülen obezite oranı %34’ e kadar çıkmaktadır. Karın tipi yağlanmanın getirdiği en büyük problem metabolik sendromdur. Obezitenin artmasıyla birlikte metabolik sendromun artışında ciddi artışlar görülmektedir.   
       
Karın Tipi Yağlanmanın Getirdiği Hastalıklar 
Sağlık açısından daha tehlikeli olan karın tipi şişmanlığın (abdominal obezite) getirdiği ciddi sağlık problemi olan metabolik sendromun bileşenleri hipertansiyon, diyabet (şeker hastalığı), insülin direnci, dislipidemi (kolesterol, trigliseridin artması), iyi kolesterolün düşmesi, karaciğer yağlanması, kardiyovasküler hastalıklar görülmektedir.
       
Bel Ölçümündeki Oranlar Değişti!
Metabolik sendromdan korunmak için ilk yapmanız gereken, bireyin kendini düzenli olarak kontrol etmesi için basit ve güvenilir yöntem olan bel çevresi ölçümü yapmaktır. Bel ölçümündeki oranlar artık değişti. Yeni ölçümler kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm geçmesi android tipi (vücudun üst bölgesi) şişmanlığın başlangıcıdır ve metabolik sendrom için artmış risk grubu oluşturur. Ayrıca insülin direnci veya glikoz toleransı, kan yağlarında anormallik, artmış tansiyon durumlarından ikisi de ek olarak varsa siz metabolik sendromsunuzdur.
   

Yağ Dağılımına Göre Obezite Tipleri Belirlenir

Android Şişmanlık: Abdominal obezite, elma tipi ve erkek tipi obezite gibi isimleri olan vücudun üst bölgesinde oluşan elma tipi şişmanlıktır

Jineoid Şişmanlık: Kadın tipi, armut tipi, kemer altı gibi terimlerde kullanılır. İsminden de anlaşıldığı gibi kadınlarda görülme sıklığı fazladır. Cilt altı, karın altı, kalça ve basende biriken bu yağlanma tipinde diyabet ve kalp hastalıklarına yakalanma riski daha düşüktür. Jinoid tipi şişmanlıkta eklemlerde ağrı ve hasar, varis gibi damar problemleri görülür.
                  
Abdominal Obezite Artık Kadın Tipi Şişmalık Mı?    
Karın tipi yağlanma, çoğunluk erkeklerde görülür olarak bilinmesine rağmen Türkiye de en son yapılan çalışmalarda kadınların %50’ den fazlasında görülmektedir. Bu da ülkemizde kadınlarında metabolik sendrom riskinin kadınlarda görülme oranın ciddiyetini gösteriyor.
      
Kilo Kaybı ve Sağlıklı Beslenmek Şart!
Metabolik sendromda en uygun tedavi kilo kaybı, fiziksel aktivitenin artırılması ve sigarayı bırakmak temeline dayanan tedavi edici yaşam tarzı değişikliğidir. Bu yaşam tarzı değişikliğinde en önemlisi beslenmede olan değişiklerle kilo kaybıdır. Yapılan çalışmalarda 3 kilo ağırlık kaybında şeker hastalığının gelişme riskini 5 kat azalttığı görülmüştür. Sebze ve meyvelerin günde 3-5 porsiyon tüketilmesi kardiyovasküler hastalıkları %20 azaltır.

Mutlaka Yapılması Gerekenler
1. Kilo kaybı sağlanmalı ve sağlıklı kilo hayat boyu korunmalı.
2. Tatlı tüketimini azaltın. Tatlı krizleriniz için 3 kaşık yarım yağlı yoğurt ile 1-2 tatlı kaşığı tarçın veya 2-3 adet doğranmış kuru kayısı ekleyin.
3. Su tüketiminizi dikkat edin. Her öğün öncesi 30 dakika önce su içmeye özen gösterin. Yarım saat önce içilen su, mide asidini azaltmasıyla açlığı azaltır.
4. Günde 5-6 adet badem tüketin. Düzenli badem tüketimi araştırmalarda bel çevresinde %10 a kadar düşüşler görülmüştür.
5. Spor sırasında belli aralıklarla toplam 3-4 adet kuru erik/kayısı tüketin. Hem size enerji verecek hem de düşen kan şekerinizi dengeleyecektir. Fiziksel aktiviteyi artırın ve düzenli hale getirilmelidir.
6. Kalsiyumun, vücutta yağ yakımını sağladığını unutmayın. Günde 2 porsiyon yoğurt tüketerek yağları yakın. Yağsız veya düşük yağlı süt ürünleri tüketin. 
7. Özellikle trigliserid yüksekse doymamış yağ (omega-3) alımı artırmak için düzenli balık tüketin. Balık aynı zamanda vücut yağının azalmasında etkilidir.
8. Günde 1 tatlı kaşığı keten tohumunu salatalarınızda veya yoğurda ekleyerek tüketin. İyi kolesterolün artmasını, kötü kolesterolün düşmesini sağlar.
9. Bitki çaylarının faydaları olduğu gibi zararları da vardır bu yüzden aşırı tüketmeyin günde 2 fincan yeterlidir. Vücudumuz için en iyi içeceğin su olduğunu unutmayın. 
10. Şekersiz de olsa içerdikleri kafeinden dolayı asitli içeceklerin tüketimine dikkat edin. Aşırı kafein tüketirseniz, vücutta ödem oluşumu kaçınılmazdır.
11. Çeşitli baharatlarla yemeklerinizi zenginleştirin. Böylece hem metabolizmayı hızlandırmış olursunuz hem de yağsız et, tavuk ve hindi ile yapılmış yemeklerinizi lezzetlendirirsiniz. Baharatların yağ yakımında %20 ye kadar etkileri vardır.
12. Tuz tüketiminin kısıtlanmalı (günde 2,5 gram). Tuzu kaçırdıysanız, suyu gün içinde daha fazla tüketin. 
13. Ticari mayaların kullanıldığı ekmekler bazı bireylerde rahatsızlık verebilir. Bu sebeple yufka ekmeği tüketebilirsiniz. Sağlıklı zayıflamanın ekmek tüketerek olduğunu unutmayın.
14. Sağlıklı zayıflamada yağ yakımının altın kurallarından biri de ana öğünlerden birinin sebze yemeği, diğerinin de et yemeği olmasıdır. 
15. Sağlıklı pişirme yöntemlerini uygulayın, kızartma gibi işlemlerin azaltın.

 saglik.milliyet com

0 yorum

Agrı kesici ilaçlar da agrı yapabilir

Ağrı kesiciler, en sık kullanılan ilaçlar arasında bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Aykan Canberk; konuyla ilgili açıklamalarda bulundu:

Ağrı kecisi ilaçların kendileri de ağrı yapar; aspirine bağlı baş ağrısı çok bilinen bir olgudur. Sık sık ağrı kesici kullanan kişilerde; baş ağrıları, eklem ve sırt ağrıları artabilir. İlacın kendisi de ağrıya yol açabilir. Bu nedenle öncelikle ağrının sebebi saptanmalıdır.
Mide ve karın ağrısı gibi rahatsızlıklar ayrı değerlendirilmelidir. Mide ağrısında ülser veya gastrit nedenine bağlı bir ağrı varsa, bu kişilerin aspirin veya parasetamol gibi ağrı kesiciler kullanması çok tehlikelidir. Mide kanamalarına yol açabilir. Ayrıca göğüs ağrısı da enfarktüs gibi bir nedene bağlı olabilir. Bu nedenle göğüs ağrısında ağrı kesici kullanmak doğru değildir.

TOK KARNINA

Diyabetik nevralji gibi sinir iltihaplanması varsa; ağrı kesicilerin vitamin ile birlikte alınması faydalıdır. Normal kişilerde böyle bir gereklilik yok.
Ağrı kesici fayda etmezse, ikincisi en az bir saat sonra alınmalıdır.
Ağrı kesiciler tok karnına alınmalı. Özellikle gastriti, ülseri, reflüsü olan kişiler buna dikkat etmeli.
Ağrı kesiciler; mide ve bağırsak sisteminde bozukluklar oluşturabilir. Midede kanama, bulantı, kusma; ağrıya neden olduğu gibi, böbrek ve karaciğerde de hasar oluşturabilir. Ayrıca vücutta su ve tuz tutulmasına neden olur.
Migren ağrısı olan kişi hemen ilaç alabilir. Hafif ağrılarda hemen ilaç kullanmamak gerekir. Bu kişiler akupunktur yönteminden faydalanabilir.

HAMİLELER KULLANMAMALI

Özellikle narkotik tipte olan ağrı kesiciler, doktora danışılmadan alınmaz. Aspirin bile alırken sormak gerekiyor. Kortizon benzeri etki gösteren ağrı kesici ilaçlar da kullanılmamalı.
Hamileler ağrı kesici kullanamaz ama raporlara bakılarak karar verilebilir.
2 yaşından küçük çocuklara ağrı kesici verilmemelidir.
Komşu tavsiyesi ile ağrı kesici kullanırsanız; hipertansiyon, felç, kalp krizi, mide kanaması, döküntü gibi alerjik şok reaksiyonları gelişebilir. Mevcut bir karaciğer ve böbrek hastalığı olan kişilerde bunların kullanımı, hastalığı ağırlaştırabilir.
Diyabetl hastaların aldığı ilaçlar, ağrı kesicilerle etkileşime girerek kan şekerini yükseltebiliyor. Kalp hastalarında da pıhtılaşmayı tetikler. Tansiyon yükselmesi ve kalp krizi gerçekleşebilir.
Kadınların adet günlerinde ağrı kesici kullanmaması gerekiyor. Ağrılardan şikayetçi olanlar jinekoloğa başvurmalılar.

MARKET İLACI MODASI VAR

Ağrı kesicilerin reçetesiz satılması yanlış mı?Yanlıştır, satılmamalı.
Marketlerde ağrı kesici satılması ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Genelde bu ağrı kesici ilaçların marketlerde satılması bilinçsiz ilaç kullanımını tetikler. Özellikle Avrupa ve Amerika'da daha modadır ve yanlıştır.

GAZLI İÇECEKLERLE AĞRI KESİCİ ALINMAZ Ağrı kesicilerle birlikte alkol alınmamalı çünkü mide kanaması ve delinmesi ortaya çıkabilir. Ayrıca tansiyon yükselmesine, şeker düşmesine ya da yükselmesine sebep olur.
Ağrı kesici ile birlikte kokain, esrar, eroin gibi uyuşturucuların kullanılması da çok sakıncalıdır. Bunun sonucunda kalp, damar ve beyin üzerinde istenmeyen etkiler ortaya çıkar.
Ağrı kesicilerle kola, soda gibi gazlı içecekler içilmesi de sakıncalıdır. Asit içeren bu içecekler ilaçla alındığında; mide üzerine yapılan basın ve su tutulması artar.

SADECE 3-4 GÜN KULLANMALISINIZ Sık ağrı kesici kullanmak mide ve bağırsak sistemine hasar verir. İlacın da etkisi giderek azalır.
Bir ağrı kesicinin üçdört gün kullanılması makuldür. En fazla bir hafta kullanılmalıdır.
İlaç etkili olmuyorsa; büyük ihtimalle sahtedir. Değilse mutlaka hastalık araştırılmalıdır.
Ağrı kesicinin dozunu hekim belirler ama ağrı azalınca dozu indirmek hastanın elindedir.

ANTİDEPRESANLA BİRLİKTE ALINMAZ Kanın pıhtılaşmasını bozan ilaçlar alınıyorsa; kanama eğilimi olur ve özellikle mide kanaması riski artar.
Şeker düşürücü ilaç kullanan ya da diyabetliler kullanmamalı.
Tansiyon ilaçlarıyla alınmamalı. Tansiyon ilaçları karaciğer, böbrek ve midede hasara neden oluyor. Ayrıca bu ilaçlar tansiyon ilaçlarının yararlı etkisini azaltır. Bu nedenle kan basıncı yükselebilir.
Antdepresan kullananlar ağrı kesici almamalı. Kanama olabilir.

0 yorum

İstah kesmenizi saglayan muhtesem öneriler

Diyet uygulaması sırasında iştahınız her zaman oldugundan daha fazla mı açıldı ? öyle ise bu bilgiler ile mükemmel önerilere kulak verebilirsiniz

Yeme arzusu ilk olarak kafada başlar
Aklımız,bedenimizde enerjinin düştügünü tespit ettiginde acıkmamızı gerçekleştiren kimyasallar salgılamaya başlıyor. Sonuç itibari ile vucut yeme isteginin önüne geçemiyor fakat beynin bu saydıgımız kimyasalları salgıladıgı kısmı, aynı anda duygu faktörünüde kontrolü altına almış oluyor.

Sonuç olarak sıkıldıgımız an kendimizi buzdolabının önünde bulmamızı saglayan en önemli sebeblerinden bir tanesi budur. Ayrıca yemeklerin aromalarıda kişinin açlık duygusuna etki ederek irade kırılması yaşatabiliyor.

Örnek vermek gerekirse akşam yemeginin ardından doydugunuzu hissettiginiz bir an televizyon ekranında gördügünüz bir pasta sizi cezbedip aklınızı bulandırmaya başlıyorsa, bunun nedeni aç olmanız asla degil, istem dışı kontrol mekanizmalarınızın yeme iseginizi tetiklemesinden kaynaklanmaktadır. Bu dürtüyü beyninizin bir köşesinden çıkarıp atmazsanız tokken yemiş oldugunuz yemek miktarını en alt seviyeye indirgemiş olursunuz.

Atıştırma alışkanlıklarınıza son verin
Günlük besin takviyelerinizde sık ve az olucak şekilde tüketime girmek, iştahınızı kontrol altına almanın en önemli ve basit yoludur. Günlük besin atıştırmalarınızda ara ögünlerden sonra bişiyler atıştırmak isteyebilirsiniz fakat bu defa yediginiz miktar düşük olacaktır. Bu şekil bir durumda aperatif ihtiyaçlarınız için vitamin içeren karbonhidratlara yönelmenizde fayda var çünkü bu besin zinciri sindirim siteminizde uzunca bir süre zaman geçiriyor aynı zamanda ise glikoz seviyenizi arttırarak uzun süreli bir tokluk süreci yaşamanızı saglıyor.

Tat duyularınızı uyarıya geçirin
Uzun süredir yapılan deneylerde tat alma hissini farklı tatlarda tatmin etmek,çok düşük miktarlarda yetinmenizi saglıyor. Devamlı süre aynı seçeneklerdeki yemekleri yemek de, tadı hoşunuza gitmese bile,kısa bir süre sonra sürecin düşmesine ve iptal olmasına yol açabiliyor ve bu süreç içinde ise birey olarak kendinizi asla yemek yememiş biri olarak düşünebiliyorsunuz. Bu durumun önüne geçmek için ögün aralarınızı taze ot ve degişik baharatlar ile tatlandırarak zevkli hale getirebilirsiniz.

Bol su tüketin
Su içme ihtiyacınız olmasa bile tüketimi gerçekleştirmek kendinizi tok hissetmenizi saglayacaktır. Ayrıca vucudun su ihtiyacı düştügünde,beyninize açlık hissi sinyalleri göndermeye balıyor. Bol su tüketimi, vucudunuzun su istedigi sıralarda, yemege yönelmenizin önüne geçecektir.

Besinleri iyice ögütün
Besinleri agzınızda ögüttükten sonra yutmak, beynin migde'ye giren yiyecekleri hafızasına almasına zaman tanımak anlamında düşünülebilir. Aynı zamanda bu şekilde besinleri ögütmeniz tat alma duyusunun tatmin olmasını saglamaktadır. Böylece doydugunuzun farkına varmanızla, yemegi bitirmeniz arasındaki süreçte azalıyor. Çok yemek tüketmekten kaynaklanan saglık sorunlarından kurtulmanız ise başlı başına bir yarar.

0 yorum

Sogan Suyunun Faydaları

Dengeli ve saglıklı beslenmek için sogan suyunun hayatımızdaki önemi



0 yorum

Bacak Eritme Egzersizleri

Son yıllarda bayanların sık olarak sikayet ettigi selülitlerden kurtulmak için uygulanan muhteşem egzersizlere göz atalım



0 yorum

Bas Agrısının Nedeni Kurtlarmı

Başımızda meydana gelen agrıların asıl sebebi kurtlar olabilirmi



0 yorum

Troit Hastalıgı Nasıl Ortaya Çıkar

Troit hastalıgı belirtileri nedir ve nasıl ortaya çıkar



0 yorum

Kalp Krizinin Belirtisi Nelerdir

Kalp krizi belirtileri ve kriz anında uygulanması gereken yöntemler



0 yorum

Dukan Diyeti Nedir Ve Nasil Yapılır

Son yıllarda diyet listelerinin başında gelen dukan diyeti,protein agırlıklı bir zayıflama programını içermektedir. Dukan diyeti karbonhidrat agırlıklı olmamakla beraber özellikle yagsız proteinler ile süt ürünleri,deniz ürünleri ve kümes hayvan etlerini kapsayan saglık açısından ideal bir diyet programıdır.

Protein agırlıklı yapılan dukan diyeti ile kısa zamanda ideal kilolara kavuşuldugu gibi vücut direnci ve metebolizmaya yönelik tüm saglık aktivitelerini ön plana çıkarmaktadır.

Dukan Diyetinin Birinci Aşaması
Dukan diyetinin birinci aşaması son derece kapsayıcıdır. Haftalık periyotlar olarak yanlızca et,balık,yumurta ve süt ürünleri tüketilmektedir. Bu ilk evre tam olarak 10 günlük kısa bir periyodu kapsamaktadır. Bu dogrultuda yapılan diyet sonucunda 5 günlük bir zaman çizelgesi içerisinde yaklaşık olarak 2-3 kilo vermeniz ön görülmektedir. Uygulanan protein agırlıklı bu programda özellikle agız kokusu ve kurulugu yaşanması normal karşılanıcak bir sorundur. Bu problemin üstesinden gelmek için bol miktarda su tüketimine gidilerek diyet programına yardımcı olunması istenilmektedir. Dukan diyetinin ilk bir kaç gününde sıkça görülen kabızlık problemi ile karşılaşmanız mümkündür.


Dukan Diyetinin Evreleri
1. evre: İlk 10 günlük zaman periyodu içerisinde yanlızca protein agırlıklı besleniyorsunuz. (et,balık ve yagsız süt takviyeleri)

2. evre: Sebze ve protein agırlıklı günler ve yanlızca protein günleri. Sebze agırlıklı günlerde ise istediginiz kadar sebze tüketebiliyorsunuz.

3. evre: Haftanın her günü protein ve sebze agırlıklı beslenme. Bunun yanında bir kaç meyve ile bir kaç dilim peynir tüketebiliyorsunuz.Hafta'da bir iki gün karbonhidratlı yiyecekler tüketilebilir(makarna ve pilav gibi) Haftanın 2 günü ödül günü kapsamında sınırsız yiyecekler tüketebilirsiniz

4. evre: Bu son aşamada ise kişisel zevklerinize göre sınırsız yiyeceklerle beslenebilirsiniz.


Protein Evresindeki Beslenmede Kurallar Zinciri
1. Özellikle sıgır ile dana eti ve hatta bunun yanında tavşan eti tüketilebilir fakat kuzu eti kesinlikle yasaklar arasında yer almaktadır. Etlerin hazırlanış aşaması ise yagsız tavada olmak kaydı ile az pişmiş kıvamda olması gerekmektedir.

2. Kümes hayvanlarından hindi ve tavuk eti tüketilebilir.

3. Düşük yaglı janbon yenilebilir. Market ürünü janbonlarda yag oranı yüksek oldugu için uzak durulmalıdır.

4. Sıgır ve dana eti ile özellikle tavuk cigeri tüketilebilir.

5. Tüm deniz ürünleri ayrım yapılmaksızısın tüketilebilir. Yagsız tavada az yag ile sos kullanılmadan hazırlanılması gerekmektdir.

6. Kabuklu ve kabuksuz tüm deniz ürünleri yenilebilir.

7. Gün içinde 2 adet yumurtadan fazlasını tüketmek mümkün. Kolesterol sorunu yaşayan kişiler haftada 4 adet yumurta yiyebilir. Yanlız yumurtanın beyaz kısmı kesinlikle tüketilmemelidir.

8. Yag oranı düşük süt ürünleri tüketilmelidir. Bunlar sırası ile süzme peynir,yag oranı düşük süt. Yanlızca yogur istenildigi kadar tüketilmelidir.

9. Tatlandırıcılar ile çeşitli baharatlar,degişik şifalı otlar,sarımsak,sogan,salatalık,domates,tuz yasak olmayan ve önerilen gıdalardır.


Ek Kurallar
- Gün içinde yaklaşık olarak 1,5 lt su tüketilmesi gerekmektedir. Su mide'de şişlik hissi uyandırır. Bunun yanında su ile hazırlanan çay,kahve gibi içecekleri tüketmenizde mümkün.

- Özellikle gün içinde2 yemek kaşıgı kadar yulaf kepegi tüketilmesi gerekmektedir.

- Sabah yada akşam olmak üzere gün içinde bir seferlik yaklaşık 20 dakika kadar yürümelisiniz.

- Sıvı ve katı yaglardan kaçınılarak diyet programına yardımcı olunması gerekmektedir


Sebze Diyeti
Sizin belirleyeceginiz haftanın 2 günü protein agırlıklı gündür.Bunun dışındaki günler ise sebze ile kombine edilmiş protein günleri olarak belirlenmelidir.

Et ve deniz ürünleri ile kütetebilicehiniz sebzeler ise: enginar,patlıcan,brokoli,lahana,kereviz,lahana,salatalık,domates,mantarıspanak,radikadır. Tüm bu sebzeleri kişisel zevklerinize göre dilediginiz kadar tüketebilirsiniz.


Sebze Ve Protein Günü Diyeti
Kahvaltı: Tatlandırıcı takviyesi ile kahve veya çay. 200 gr yagsız peynir ile yogurt. Bir adet suda haşlanmış yumurta.

Ara Ögün: Ufak kase yogurt veya 100 gr yagız peynir

Ögle: Mantar,balık,tatlandırıcı takviyesi ile kremalı kahve

Ara Ögün: Yagsız tavada hazırlanmış somon balıgı

Akşam: Bir kase kabak çorbası. Yanında dana eti, Sütlü tatlılar

1 yorum

10 Günde 15 Kilo Verdiren Dukan Diyeti

Son yıllarda adından sıkça söz ettiren ve saglık açısından oldukça yararlı dukan diyeti ile 10 günde yaklaşık 15 kilo vermek mümkün. Saglıklı zayıflamak isteyen bayanların sıkça uyguladıgı ve olumlu sonuçlar aldıgı dukan diyeti ile fit bir vücut görünümüne ulaşmak çok kolay. Zayıf bünye'ye sahip kişilerin ve anormal kilolarda bulunan kişilerin uyguladıgı dukan diyeti aynı zamanda vücut direncini en üst seviyeye çıkarmaktadır.


7 Gün Boyunca Aynı Şekilde Sabah Kahvaltısı
1 dilim bugday ekmegi
50 gr agırlıgında yagı alınmış beyaz peynir
Şekersiz çay yada kahve

Pazartesi 
Ögle Yemegi
Patates ve yogurt
Garnitür olarak domates ile salatalık

Akşam Yemegi
6 adet yagsız tavada kızarmış köfte,ekmek olmadan
Maydonoz ve roka karışımlı yagsız salata

Salı
Ögle Yemegi
1 adet simit
1 bardak ev yapımıaz tuzlu ayran

Akşam Yemegi
150 gr haşlanmış tavuk
Garnitur olarak domates ile salatalık



Çarşamba
Ögle Yemegi
200 gr yagsız yogurt
Tam bugday ekmegi
Garnitur olarak domates ve salatalık

Akşam Yemegi
Yagız tavada hafif kızarmış orta boy balık
Garnitur olarak az yaglı salata

Perşembe
Ögle Yemegi
Tüm yeşillikler ile yapılmış patates salatası

Akşam Yemegi
Yagsız tavasa hafif kızartılmış 5 parça kuzu pirzola
Sınırsız salata

Cuma
Ögle Yemegi
2 adet yumurta ile yapılmış domatesli menemen
Sınırsız salata

Akşam Yemegi
Az yaglı makarna
yogurt

Cumartesi
Ögle Yemegi
Orta boy bir tavada salça ile haşlanmış 3 adet sosis
Sınırsız salata

Akşam Yemegi
Az pirinç ile yapılmış kabak dolması
100 gr yogurt

Pazar 
Ögle Yemegi
1 dilim yagsız peynir
Tam bugday ekmegi
İstediginiz kadar salata

Akşam Yemegi
Yagız tavada yapılmış şiş
İstenildigi kadar salata

0 yorum

Enginarın Faydaları

Enginar için efsane degere sahip bir gıda dersek yalan söylemiş olmayız. Bir kaç yılda yapılan bazı çalışmalarda enginarın insan saglıgı için büyük yarar sagladıgı kanıtlanmıştır. Özellikle ebeveynler tarafından bebeklere mutlak suret ile yedirilmesi gereken bu besin türü,büyüme ve gelişme için ideal bir sebze çeşididir. Enginarın bileşeninde bulunan antioksidanların faydası ile bedenimizde bulunan bir çok zararlı toksin maddeyi etkisiz hale getirmektedir. 

Senede 1 defa 40 günlük enginar kürü yapan bireylere her gecen gün oldukça fazla rastlanıyor. 40 gün ard arda enginar tüketerek gerçekleştirilen enginar kürünün faydası ile vücudumuzda bulunan çok sayıda toksin bileşenini etkisiz hale getirerek aynı zamanda karacigeri daha saglıklı bir yapıya kavuşturur. Vücutta bulunan toksin maddeleri uzaklaştırmak için 40 gün ard arda enginar tüketimi ne kadar etkili bilinmez ama, son zamanlarda yapılan önemli bir arastırmanın sonucunda öne çıkan sonuçlar enginarın vücut için önemini güçlendiriyor.


Yapılan çalışmalarda

1-   Enginarın fazla düzeyde antioksidan madde içerdigi öne çıkıyor. Enginarın bileşeninde olan quersetin ve    rutin adlı antioksidanlar özellikle kansere karşı bedenimizi muhafaza ettigi gibi aynı zamanda ise kalp için'de yarar saglamaktadır

2-   Enginar'ın kimyasında cyanic asit adlı madde kötü kolesterolü en düşük seviyeye indiriyor ve iyi kolesterolün salgılanması için vücudu besliyor.

3-   Enginarda barındırılan fazla oranda lif yapısı kan şekerinin dengelemektdir. Şeker ile mücadele eden hastalar için zeytinyağlı veya et ile hazırlanmış enginar yemeği, gıda kalitesini oldukça güçlü bir hale getirmektedir.

4-   Enginarın karaciğeri kuvvetlendirdigi düşüncesi, yapılan çalışmalarda da ön plana çıkıyor.

Enginardan mutlak olarak en büyük faydayı görmek için; mevsimine göre ikindi yada akşam ögünlerinde sıklık ile tüketmeliyiz. Zeytinyağlı enginarın yanında özellikle havuç+ patates+ bezelye içeren gıdalar kalitesini ve tadını arttırır. Enginarın dış yüzeyini temizlemeden hazırlanan enginar dolması da geleneksel yemek klasiklerimizden birtanesidir. Enginarı özellikle salata şeklinde ögün aralarınızda tüketmeniz dengeli beslenme adına büyük fayda saglamaktadır.

0 yorum

Donma Durumunda İlk Yardım

İnsan vücudu bulunduğu ortamla sürekli etkileşimde olduğundan dolayı, vücut ısısı aşırı yüksek ya da aşırındüşük ısılarda değişiklik gösterir. Ortam çok soğuk ise, vücut ısısı da hızla düşmeye başlar. Vücut ısısı 35 derecenin altına indiğinde, vücut hipotermiye girer.

Henüz 35 derece ve 32 derece arasında iken üşüme, titreme, ısı düştükçe hareketlerde yavaşlık ve tökezlemeler görülür. Vücut ısısı 32 derecenin altına düştüğünde ise durum iyice ciddileşir, nabız hızla azalır. Kişi her an bilincini kaybedebilir ve acil müdahale şarttır. Aksi takdirde, donma durumunu yaşayan kişi, beynin kansız kalmasından dolayı uyuklamaya başlar ve bu esnada hayatını kaybeder. 


Diğer donma belirtileri; donmaya başlayan bölgelerde kızarma ya da solukluk, sertlik, ağrı ve yanma, morarma ve sonrasında oluşan ödemlerdir.Bu durumda kişiye direkt ilk yardım uygulanması gerekir. Donan kişi öncelikle çok sıcak olmayan ılık bir ortama alınıp soğukla teması kesilmelidir.Vücutta etkilenmemiş uzuvlar varsa donması engellenmelidir. Kişiye uygulanan ısıtma müdahaleleri, az ısıdan başlamalı ve yavaşça arttırılmalıdır. Kişi, sıcak su ve ısıtıcı gereçlerle ile ısıtılmaya çalışılırken, 15-20 derece arası bir sıcaklık kullanılmalıdır. Zamanla, yavaşça bu ısı arttırılmalıdır. Hastanın giysileri ıslak ise çıkartılmalıdır. 

Donma sebebiyle uzuvlarda şişlikler oluşmaya başlamış ise, uzuvlar kalp hizasının üstüne çıkartılmalıdır. Böylece kanın daha az pompalanması sağlanır ve şişlikler azalır. Şişliklerin oluşturacağı bir başka tehlike de, donan kişide takı varsa ortaya çıkar. Uzuvların şişmesi sonucu, bu takıların kan dolaşımını zorlaştırması hatta kangrene sebebiyet vermesi söz konusu olabilir. Bu sebeple, kişinin takıları dikkatlice çıkarılmalıdır. Kişi, sıcakla direkt temas ettirilmemeli ve masaj yapılmamalıdır. Bol miktarda sıcak ya da ılık olan sıvı içirilmelidir. Vücutta donmuş uzuvlar olabilir.


Bunların donma durumundan kurtulması yani erimesi için aşırı müdahalelerde bulunulmamalıdır. Yanlış bir şekilde eritilen vücudun kısımları tekrar kullanılmaz hale gelecek şekilde tahrip olabilir. Hatta kangren meydana gelebilir. Kişi, bu durumda dayanılmaz acı çeker, hatta şoka bile girebilir. Böyle durumlarda battaniye ya da ılık su kullanılmalı ve donmuş bölgelerin çözülmesi için kişi kendi haline bırakılmalıdır.

0 yorum

Hipertansiyon Nedir

Hipertansiyon en basit anlamıyla yüksek basınç demektir. Vücudun yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için dolaşım sisteminin kusursuz çalışması gerekir. Bunu sağlanması ise kan damarlarının kalpten çıkıp vücudun her noktasındaki tüm organ ve dokulara gerekli oksijen ve maddelerin iletimi için kan hücrelerini taşımasıyla oluşur. Bu taşımanın güç kaynağı ise basınçtır. Bu basınç belli bir oranın üstünde olursa, kişide hipertansiyondan bahsedilir. 
Kan basıncı ölçülürken iki çeşit kan basıncı değerine bakılır. Halk arasında küçük tansiyon ve büyük tansiyon adıyla anılan, diyastolik kan basıncı ve sistolik kan basıncıdır. 

Kalbin kasılması sırasında oluşan basınca sistolik kan basıncı; kalbin kasılma ardından gevşemesiyle oluşan basınca ise diyastolik kan basıncı denir.  Bu iki değerinden birinin normalden fazla olması hipertansiyondur. Hipertansiyon toplumda ciddi yaygın bir rahatsızlıktır. Özellikle de hastaların kendi kan basıncının farkında olmaması, önemsememesi bu hastalığın riskini arttırmaktadır. Toplumdaki her on yetişkin insandan ikisinde görülen bu hastalık kimi zaman kalıcı felçlere, beyin kanamasına, görme sorunlarına, böbrek, kalp, damar hastalıklarına sebep olur.

Genetik kalıtımsal olarak da geçebilen bu hastalık, kadınlara nazaran erkeklerde daha çok görülmektedir. Genellikle 40 yaş üstünde ortaya çıkmaya başlayan bu hastalık, aşırı kilolu ve obez kişilerde daha yaygın olmaktadır. Alkol ve sigara alışkanlığı, her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da etkendir. Yanlış beslenme ve aşırı tuzlu beslenme alışkanlığı ile hareketsiz yaşam şekli de diğer sebeplerdir. 
Çok ciddi rahatsızlık veren belirtileri fazla olmadığı için, bazı kişiler yıllardır yüksek tansiyon hastası olmasına rağmen bu hastalığından habersiz yaşamaktadır. 
Yüksek tansiyonun başlıca belirtileri ense ve baş ağrısı, yüzde kızarma, ateş basması, kafada sıcaklık ve göğüste basınç hissi, çarpıntı, göğüs ağrısı, derin nefes alma ihtiyacı, kulakta uğuldama ve konsantrasyon bozukluğudur.

Birçok sebebe bağlı olarak oluşan bu hastalıkta, stresli ve heyecanlı kişilik, aşırı kilo, yaşlanmaktan kaynaklı olarak damarlardaki esnekliğin azalması, aşırı beslenme ve tuz sebep olarak sayılabilir. Bunun haricinde yüksek tansiyon hastalarından yüzde 5-10 arasındaki bir kesiminin hastalık sebebi başka hastalıklardır. Özellikle böbrek iltihapları, değişik böbrek hastalıkları ve salgı bezlerindeki hastalıklar yüksek tansiyon hastalığını da beraberinde getirmektedir.

0 yorum

İdrar Yollarında Yanma Ve Tedavi Yönetemleri

İdrar yollarının yanması durumuna ağırlıkla kadınlarda rastlanmaktadır. İdrar yapılırken, acı ve yanma hissedilmesi ile belirti vermektedir. Bu durumu yaşayan kişiler, gün içerisinde, sıkça ve normalden çok fazla sayıda idrara çıkmaktadırlar. Bazen idrar ihtiyacı hissedilse de, tuvalete gidildiğinde yapılamadığı görülebilir.

Çok sıkışmış gibi hissedilmesine rağmen, tuvalete gidildiğinde normalden de az miktarda idrar yapıldığı gözlemlenebilir.
Kadınlarda daha sık rastlanmasının sebebi, erkeklere göre idrar yollarının daha kısa olmasıdır. Ayrıca cinsel ilişki sırasında, içeri mikrop girişi de mümkün olmaktadır.

Bu hastalık sırasında, kişi sık idrara gider ve idrarını yaparken çok fazla yanma hisseder. Bazı durumlarda kanlı idrar görülebilmektedir. Kokulu ve renkli idrar gözlemlenebilir. İdrar sırasında yanmanın sebebi, iltihap, ur, apandisit ve bel soğukluğu gibi birçok şey olabilir. 
Bu sebeple en doğru teşhis doktor tarafından koyulacaktır. Bazen belirtiler bariz olduğunda testlere ihtiyaç duyulmayabilir. 

Bazen de idrar tahlili istenebilir. Kulaktan dolma bilgiler ile ilaç kullanımı idrar yollarına daha fazla hasar verebilir. Bu sebeple, kesin teşhisten sonra doktorun önerdiği ilaçlar alınmalıdır. Papatya çayı ve nane çayı yanmayı hafifletecektir. Bu sorunun yaşandığı dönemde bol su içilmesi gereklidir. Portakal suyu yanmayı arttıracağından, bu dönemde uzak durulmalıdır. Bir bardak suya, bir çay kaşığı kadar karbonat karıştırılıp içilirse yanma azalacaktır. 
Ayaklar ve kasıklar başta olmak üzere, beden sıcak tutulmalı ve üşünmemelidir. Sıcak su torbası kullanılabilir. Kadınlar, pet kullanımında da hijyene önem vererek, sıkça pet değişimi yapmalıdır. 

Tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra, önden arkaya doğru temizlik yapmak benimsenmelidir.

Çok kahve ve çay tüketmek, bakteri oluşumunu arttıracaktır. Pamuklu iç çamaşırlarını tercih etmek, temizliğe katkı sağlayacaktır. Ağırlıklı olarak dar pantolonlar giyilmemelidir. Sürekli olarak pet kullanımı da enfeksiyonlara sebep olabilmektedir. 
Bu sebeple gereksiz yere pet kullanılmamalıdır. Sık tekrarlayan idrar yolu yanması yaşanıyorsa, temizliğin en iyi şekilde sağlanması için, genital bölgelere özel olarak üretilmiş şampuanlar kullanılabilir. Doktora gidilmeden iyileşmesi mümkündür. Ancak 2-3 günden uzun süre aynı şiddette süren idrar yolu yanması, ciddi bir hastalığın da belirtisi olabilir. Bu sebeple geçmesi beklenmeden doktora gidilerek gerekli testler yapılmalıdır.

0 yorum

İdrar Yolu Rahatsızlıklarına Bitkisel Çözüm

İdrar yolları rahatsızlıklarına, her yaş grubundan insanlarda rastlanmaktadır. Bu sorunlardan bir tanesi fark edildiğinde, hemen doktora gitmekte fayda vardır.
Ancak evde yapılabilecek çeşitli bitkisel karışımlar ve alınabilecek önlemler vardır.

İdrar yolu rahatsızlıklarını sıkça yaşayan kişiler bazı noktalara dikkat ederlerse, yakınmalar yok olacaktır. Günde en az 8 bardak su tüketilmelidir. 
İdrara çıkmak gerektiğinde, tutularak beklenmemelidir. Sıkça duş alınmalıdır. İdrar bölgelerinin hijyenine özen gösterilmelidir. 


Devamlı tekrarlayan bir idrar yolları enfeksiyonu varsa, ayakta duş almaya dikkat edilmelidir. Kasık bölgeleri üşütülmemeli ve cinsel ilişkiden sonra zaman geçirmeden idrar yapılmalıdır. Kaynar suya 7 gram andız otu kökü katılarak, demlenir ve günde 2-3 bardak kadar içilirse, idrar yolları rahatlayacaktır. 
Yine kaynar suda 10 gram kadar hatmi çiçeği demlenerek içilebilir. Evlerden eksik olmayan maydanoz da idrar yolları için çok yararlıdır. Tencereye 1 litre kadar su konulur. İçine 1 demet maydanoz sapları kesilmeden eklenir. 
5 dakika civarında beraberce kaynatılır. Soğutularak günde 2-3 bardak içilmesi çok yararlıdır. İdrara çıkamama ve böbreklerde taş olması durumunda, yoğurt otu alınmalıdır. BU ot, çay gibi demlenerek içilmelidir. Yemeklerden 10-15 dakika önce ve günde 3 defa içilmesi sıkıntıları giderecektir.

İdrar yolları hastalıklarının önüne geçilmesi için öncelikle bedenin hijyenine dikkat etmek gereklidir. En çok rastlanan idrar yolu hastalıklarından biri enfeksiyonlardır. İdrar içerisinde bakteri bulunmamaktadır.

Dışarıdan bir şekilde bakteri girişi olduğunda, bu bakteriler idrarın içinde yaşayabilir ve üreyebilir. Bunun sonucunda hastalıklar meydana gelir. Rahatsızlık hissedildiği anda doktora başvurulması, hastalığın ilerlemeden kolayca tedavi edilmesine olanak sağlar. Sık aralıklarla idrar yolu hastalıklarına yakalanan kişiler iyice muayene edilmelidir. Altta yatan sebepler ortaya çıkarılmalıdır. 

İdrar yolu rahatsızlıkları, diyabet başta olmak üzere, başka hastalıkların habercisi olabilirler. İdrar yollarında enfeksiyonlardan korunmak için, tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra, temizlik dikkatle yapılmalıdır. Kullanılan iç çamaşırları her gün yenilenmelidir. Kadınlar, fazla dar iç çamaşırlarını ve naylon yapılı külotları tercih etmemelidirler. Cinsel hayatta tek eşlilik benimsenmeli ve hijyene önem verilmelidir. Üşütmemeye dikkat edilmelidir. Fark edildiği anda, doktora başvurulursa, doktorun önereceği ilaç ile, kısa sürede bu durumdan kurtulmak mümkün olacaktır.

0 yorum

İlk Yardım Nasıl Yapılır

Aniden yaşanan hastalıklarda ve kazalarda, ilk yardımın önemi büyüktür. İlk yardımın temelinin herkesçe bilinmesi gerekmektedir. İlk yardım, basitçe açıklamak gerekirse, bir hasta veya yaralıya, profesyonel yardım gelene kadar, hayatta kalabilmesi ve güvende olabilmesi için yapılan müdahaledir.

Bu müdahale, olayın meydana geldiği yerde ve anda yapılır. Tıbbi bir müdahale değildir. Yalnızca zaman kazanmak için yapılan bir işlemdir. Doğru uygulanan bir ilk yardım, sakatlanmanın önüne geçebilir, kişinin durumunu stabil halde tutabilir ve hatta kişiyi ölümden döndürebilir.

İlk yardım gerektiren bir durumla karşılaşıldığında, soğukkanlı olunmalıdır. Olayın oluş şekline ve yerine göre, ilk yardımı yapan kişi, kendisinin ve kazazedenin güvenliğini sağlamalıdır. Ardından, kazazedenin durumu gözden geçirilmeli ve almış olduğu zararlar tespit edilmelidir. Eldeki imkanlar ve ilk yardım bilgisi dahilinde, kazazedeye müdahale edilmelidir.  Kazazede için gerekli önlemler alınıp, yapılabilecek müdahale yapıldıktan sonra, gerekli mercilere haber verilmelidir. 
Duruma göre aranacak yerler listesinde, ambulans, itfaiye, trafik polisi, polis imdat, jandarma imdat ve zehir danışma merkezi sayılabilir. Ambulansın beklenmesi sırasında, eğer birden fazla kazazede var ise, aralarında en riskli tablolara sahip kişiler belirlenmelidir. Bu kişilerin ambulanslara taşınmasına öncelik verilmelidir.

İlk yardım gereken durumlarda, uygulayacak kişinin, olay yerini iyi tetkik etmesi önemlidir. Hemen ambulansa haber verilmeli ve ambulans ulaşana kadar da kazazede ile panik yapmadan iletişim kurulmalıdır. İlk yardım eğitimi almış olan kişiler, ilk yardımı uygulayabilir. Ancak bilinçsizce yapılacak uygulamalar, ilk yardım yapılan kişinin hayatını riske atabilir. Eğer kazazedenin durumu hakkında net bir fikir oluşmadıysa, gereksiz müdahalelerden kaçınılmalıdır. Sağlık ekibi ve ambulans olay yerine ulaştığında, yetkililere doğru ve ayrıntılı bilgi verilmesi çok önemlidir.


Araçlarda ve evlerde, bir ilk yardım çantasının bulunması şarttır. Bu çantada sargı bezleri, steril gazlı bezler, plasterler, pamuklar, yara bantları, antiseptik merhem ve solüsyonlar, turnike için lastik, ağrı kesiciler, makas, fener ve boyunluk mutlaka bulunmalıdır. Bunun yanında kâğıt ve kaleme ek olarak, ilk yardım el kitapçığı bulunması da olası durumlarda hazırlıklı olmayı sağlayacaktır. Ayrıca kalp krizi ve yüksek tansiyon vakalarına müdahale edebilmek amacı ile dilaltı tabletlerden bulundurulması da avantaj olacaktır.

0 yorum

Kalın Bagırsak Kanseri Ve Belirtileri

Sindirim sisteminde yaklaşık, iki metre uzunluğa sahip olan kalın bağırsakta oluşan poliplerin tedavi edilmemesi ya da çevre doku ve hücrelere bulaşan kötü türde olması sebebiyle oluşan kanser çeşidine kalın bağırsak kanseri adı verilmektedir.

En büyük nedeni genetik faktörler olan kalın bağırsak kanserinin ayrıca daha önce göğüs ya da yumurtalık kanseri geçirmiş olan kimselerde ve bunların ailesinde görülme ihtimali yüksektir. 
Genetik faktörden sonra, kişinin beslenme alışkanlığı da bu hastalığın oluşmasında ciddi derecede etkilidir. 
Özellikle fast food tarzı yiyeceklerin ve hayvansal yağların tüketiminin çok olduğu beslenme tarzlarında kalın bağırsak kanserine yakalanma riski artmaktadır. 


En büyük belirtileri arasında makattan gelen kanama, dışkının giderek incelmesi, dışkıyla birlikte kan çıkması sebebiyle oluşan kansızlık, karında kitle, karın ağrısı, gaz sancıları, kendini aşırı yorgun hissetme, bulantı, kusma ve kilo kaybı yer alır. Hastalık seyri nedeniyle kalın bağırsak çeperleri içerisinde polipler ve kanserli doku hücreleri oluşur. Başlangıç evrelerinde bu kanserli hücreler çok küçük olmasına rağmen, hastalık ilerledikçe bu kitleler büyür ve kalın bağırsağın içini kaplamaya başlar.

Hastalığın başlangıç aşamalarında kalın bağırsak içerisindeki poliplerden dolayı karında bir miktar dolgunluk hissi olur. Bu sebeple hafif ağrı ve gaz sancıları artar. Sonrasında iştah kaybı, kilo kaybı ve dengesiz olarak ishal ve kabız görülür. Bu semptomlar başka hastalıklarda da sık görülen semptomlardan olduğu için kanser tanısı koymak ancak görüntüleme teknolojileriyle mümkündür. Bu süreçte teşhis edilmeyen kanser ilerler ve bağırsak içindeki kanserli dokular hızla büyür.  

Kolon içini kaplamaya başlar. Sonucunda bağırsak içinde daralma oluşur bu sebeple dışkı geçişi zorlaşır. Maddeler birikir ve zorlukla atılır. Sonucunda da aşırı ağrı krizleri başlar. Ender zamanlarda yapılan dışkı çok incelmiştir. Bu safhadan sonra belirtiler iyice ağırlaşır. Hiçbir şey yemek istemeyen hastada dışkı yoluyla kan kaybı olması sebebiyle, kansızlık başlar. İçinde biriken maddelerden dolayı bazen bağırsak tamamen tıkanır ve bu birkaç gün sürebilir. 

Aşırı zorlanma sebebiyle bazen kanserli dokular parçalanır ve dışkı ile geçiş yapıp atılabilir. Ancak bu durum kanamanın artmasına ve kana zehirli maddelerin geçişine sebep olur. Bu safhada teşhis edilen hastalıkta, tedavi için kanserli kitlelerin alınması gerekir, ancak mevcut durumdan ötürü pek kolay değildir.

0 yorum

Keten Tohumu Diyeti

Keten tohumu diyeti, son yılların en gündemde olan diyetlerinden biridir. 6 Nobel ödülüne sahip olan Alman asıllı Doktor Johanna Budwig, uzun çalışmalar neticesinde, yağlar konusunda uzmanlaşmış olan bir kişidir. Bulduğu beslenme programının kişiyi kansere karşı koruduğunu ve kanser hastalarının da iyileşmesine yardım ettiğini belirtmektedir.

Keten tohumu diyetini bulmasının ardından, bunu dünya ile paylaşmıştır. Çeşitli onkologlar, bu diyet üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Özellikle kanser konusunda, bu diyetin şimdiye dek bulunmuş en iyi formül olduğunda hemfikir olmuşlardır. 



Keten tohumu diyetinde, 100 gram süzme yoğurda 40 gram keten tohumu yağı katılarak, bu karışıma 30 mililitre kadar süt ilave edilmesi öneriliyor. Karışıma istenirse taze meyve katılabilir. Bu karışımın her gün tüketilmesi öneriliyor. Keten tohumu diyeti, özellikle kalp hastalıklarına, diyabete, eklem iltihaplanmalarına ve tümörlere iyi geliyor.Keten tohumu diyeti süresince, şeker ve şekerli gıdalar kesinlikle tüketilmemelidir. Hayvansal yağlardan, mayonez ve benzeri soslardan, etten, margarin ve tereyağından kesin olarak uzak tutulmalıdır. Taze sıkılmış, havuç, elma ve pancar suyu içmek çok yararlı olacaktır. Nane çayı, kuşburnu çayı ve üzüm çayı tercih edilmelidir. Bu çaylar günde 3 defa içilebilirler ve istenirse bal katılarak lezzetli hale getirilebilirler. 

Siyah çay ise sabahları sadece 1 bardak içilebilir. Her sabah kahvaltıdan evvel lahana suyu içilmelidir. Kahvaltı öğünlerinde, keten tohumu yağı ile karıştırılan müsli yenmelidir. Bal karıştırılması da iyi olur. Mevsim meyvelerinden yenilebilir. Fıstık dışındaki kuru yemişler yenilebilir. Kahvaltıda bitki çayı içilebilir. Ayrıca keten tohumu diyetine özel olan karışım da, her sabah öğününde tüketilmelidir.


Saat 10.00 civarında elma suyu içilebilir. Başka bir sabah havuç suyu ve kereviz suyu tercih edilebilir. Bu sular taze sıkılmalıdır. Öğle yemeğinde salata yenilmelidir. Bu salataya keten tohumu yağı ve yoğurt ile yapılmış sos dökülmelidir.

Salatada yeşillik yerine, havuç, turp, kereviz ve lahana gibi gıdalar kullanılması daha iyi olacaktır. Yine buharda pişirilmiş sebze çeşitleri, patates, tahıl ve baklagiller yenilebilir. Meyve ile tatlandırılmış olan karışım da yenmelidir. 

Öğleden sonra, 1 bardak tam doğal şarap veya taze sıkılmış meyve sularından biri içilebilir. Meyve suyuna balla beraber keten tohumu ilave edilmelidir. Keten tohumu diyetinde, akşam yemeğinin saat 18.00 gibi yenmesi önerilmektedir.  İçinde mutlaka karabuğday bulunan, herhangi bir sebze çorbası seçilmelidir. Tahıl ekmeği yenilebilir. Ayrıca diyetin özel karışımına bal eklenerek üzüm suyu ile tüketilebilir. Keten tohumu diyetinin özel karışımı, 250 mililitre keten tohumu yağını mikserde, 450 gram az yağlı süzme peynir, 4 kaşık bal ve su ile karıştırılması ile elde edilir. Ortalama 5 dakika karıştırmak yeterli olacaktır. Süzme peynir yerine bazen veya her zaman süzme yoğurt kullanılabilir.

0 yorum

Kilo Aldıran Diyet Hataları

Kilo almanın birçok sebebi vardır. Bunların başında hareketsiz yaşam tarzı gelmektedir.
Hemen her yere araba ile gitmek, yürüyüş yapmamak, ev işlerinin artık daha kolay yapılabilmesi ve teknolojik gelişmeler, hayatı hareketsizleştirmiştir. Yaşın ilerlemesi de kilo alma sebepleri arasındadır. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar ve kilo alımı başlar. Psikolojik durumun değişikliğe uğraması da kişinin kilo almasına sebep olabilir. Hamilelik döneminde alınan kiloların, doğum sonrasında verilememesi de birçok kişinin problemi olmaktadır.

Hızlı kilo verdirdiği bilinen diyetler, diyet sona erdirildikten sonra, aynı hızla kiloların geri alınmasına sebep olmaktadır. Tek yönlü beslenme tarzını benimseten diyetler de zayıflatırken, sağlığa ciddi zararlar vermektedir. Doğru bir diyet için, yenilen gıdaların miktarları iyi ayarlanmalıdır. Yenilen her şey, az miktarda yenilmelidir ve her lokma uzun süre çiğnenmelidir. Sağlıksız gıdaların tüketilmesi büyük bir hatadır. Sofradan, hızlı yemek yiyerek kalkmak da diyette olunsa bile kilo aldırmaktadır.

Az sayıda öğünlere bölerek yemek de yapılan hatalardan biridir. Sağlıklı kilo vermek için, 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde yemek yenilmelidir. Böylece sık yemek yenilmesi ile metabolizma hızlanacaktır. Diyet süresince de, normal zamanda da yararsız atıştırmalık gıdalardan uzak durulmalıdır.  Yapılan bir diğer hata ise, aç kalarak zayıflanacağına inanılmasıdır. Aç kalarak zayıflamak mümkün değildir. Gün boyu aç kalıp, geç saatte yenilen ağır akşam yemekleri, istenmeyen kilolarda artış sağlar. 

Gece, uykudan uyanınca atıştırmalıklar yemek de büyük bir hatadır. Psikolojik durum değiştiğinde, rahatlama amaçlı yenilen yemek miktarını arttırmak da yapılan hatalardandır. Kişi, kilo vermek istiyorsa, yaktığından fazla kalori almamalıdır. İdeal kiloya kısa sürede ulaşmak için, tatlılardan uzak durulmalıdır. Ayrıca gün içerisinde, su ihtiyacının meyveli ve gazlı içecekler ile giderilmesi istenmeyen bir durumdur.

Bu içeceklerin şeker miktarı yüksek olmakla birlikte, asla suyun yerini tutamazlar. Suyun yararlarını sadece sudan almak mümkündür. Mutlaka yeterli miktarda su tüketilmelidir. Sadece diyet yaparak kilo vermeyi beklemek yerine, diyete bir egzersiz programı eklemek yararlı olacaktır. Yapılan egzersizler, kilo vermeyi hızlandırırken, yağlardan kurtulan bedenin şekle girmesine de yardımcı olacaktır.

0 yorum

Organ Kopması Ve İlk Yardım

Vücutta çıkıntı oluşturan parmak, el, kol, ayak, bacak, penis, kulak ve benzeri bir şekilde vücut uzantılarının vücutla olan bütünlüğünün kalmamasına organ kopması denir. 
Genelde iş ya da motorlu araç kazaları nedeniyle ve düşme, kesici bir aletle beklenmedik temas sonucunda oluşur. Böyle bir durumda ilk yardım olabildiğince hızlı olmalı ve yaralı kişi mümkün olan en kısa sürede bir sağlık kurumuna ulaştırılmalıdır. 

Kan kaybı yüksek miktarda olacağından, ölüm riski çok yüksektir. Kopan organ uygun şekilde muhafaza edilmez ise tedavisi mümkün olmayan hale gelebilir. 

İlk yardım tam olarak ve zamanında yapılmaz ise aşırı kan kaybı sebebiyle kazazede hayatını kaybetme tehlikesiyle karşılaşır ya da organ kaybına sebep olunursa kişinin fiziksel durum bozukluğu, işlev kaybı ayrıca psikolojik sorunlar oluşur. Kişinin götürüleceği sağlık merkezinde kesinlikle damar ve sinir cerrahisi yapılabilecek kapasite olmalıdır.
Kopma eğer ki kol ve bacak civarındaki uzuvlarda meydana gelmiş ise önce kanamayı azaltmak için turnike uygulanmalıdır. Ancak turnike uygulanırken dikkat edilmesi gereken nokta, kopma olan bölgedeki dokuların kansız kalmamasıdır. Çünkü böyle bir durumda oradaki dokular tamamen tahrip olur ve kopan organ iyi muhafaza edilse dahi birleşme sağlanamaz. 

Hastanın solunumunun ve kan dolaşımının devamlılığı sağlanmalıdır. Bunun için önce kişinin bilincinin açık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bilinci açık ise sırtüstü pozisyonda yatırılmalıdır. Bilinci kapalı ise dilin geriye kaçıp solunumu durdurmaması için yaralı yan yatırılmalıdır. Bu koşullar sağlandıktan sonra kopan organ acilen muhafazaya alınmalıdır. Kopan organın soğuk ve nemli bir şekilde muhafaza edilmesi gereklidir. Ancak bunu yaparken organın doğrudan su içinde bırakılması ya da buzla temas edilmesi büyük bir yanlıştır. Öncelikle temiz bir bez, kumaş parçası, havlu ve benzeri bir şey bulunmalıdır. Eğer ki bulunmazsa yaralı kişinin kıyafetleri veya iç çamaşırları kullanılmalıdır. 


Bulunan nesne bir suda ıslatılıp ardından sıkılmalı ve nemli bir hale getirilmelidir. Kopan organ bu durumda olan beze sarılmalı ve etrafla teması kesilmelidir. Ardından delik olmayan bir poşete sarılmalıdır. Daha sonra başka bir poşet, kutu veya leğen gibi bir nesnenin içine soğuk su ya da buz doldurulmalı ve içinde organ olan poşet buraya konulmalıdır. Böylece organ hem soğuk ve serin bir ortamda olur hem de doğrudan su veya buzla temas etmemiş olur. Bu koşullar sağlandıktan sonra yaralı kişi organıyla birlikte acilen sağlık merkezine kaldırılmalıdır.

0 yorum

Pilates İle Zayıflama Yöntemleri

Son yılların en popüler sporlarından biri de pilatestir. Bu spor, kişinin bedenini zorlamadan ve kişiyi yormadan yarar sağlar. Omurgadaki duruş bozukluklarını pilates yardımı ile düzeltmek mümkündür.
Kas sistemine çok sayıda yararı vardır. Psikolojik faydaları da kısa sürede gözlemlenebilir. Pilates, endorfin salgılanmasını sağlamaktadır. Bu sayede kişiler keyifli hissederler. Aşırı stres altında çalışan kişiler de bu spora yönelebilirler. Pilatesin stresi azalttığı ispatlanmıştır.

Pilates, kilo vermek için yapılan bir spor değildir. Ancak, bu sporu yapanların geneli, kilo vermeden bedenlerinin sıkılaştığını gözlemlemektedirler. Pilates, kişinin duruşunu düzeltir, omurgasına katkı sağlar, stresi azaltır, kas sistemini geliştirir, bedenin esnekliğini arttırır ve incelme sağlar. Kilo vermek isteniyorsa, öncelikle sağlıklı bir diyet programına başlanmalıdır.

Bununla beraber, kalori yakımını hızlandıran bir spora başlanmalıdır. Spor salonuna yazılarak veya evde aerobik tarzı egzersizler yapılarak kilo verilebilir. Diyete ve egzersize ek olarak pilates yapılması da çok yararlı olacaktır. Diyet ve egzersiz ile kilo verilirken, pilates ile de bedenin sarkması önlenerek, sıkılaşma sağlanabilir. Pilates için çeşitli malzemeler gerekmektedir. Üzerinde rahat çalışabilinecek bir mat, büyük ve küçük pilates topları, küçük ağırlıklar ve pilates lastiği alınmalıdır. Bu sporun grup halinde yapılabileceği, pilates sınıfları, bazı spor tesislerinde mevcuttur. Buna alternatif olarak, pilates öğretmeni ile bireysel olarak çalışmak da mümkündür. Bütçesi ya da vakti uygun olmayanlar ise, gerekli malzemeleri edinerek, pilates dvd setleri ile evde çalışabilirler.

Pilatese başlanır başlanmaz, ilk günlerden bedende değişiklikler fark edilmektedir. Sıkılaşma ve güçlenme kısa sürede başlar. Kişi kendini daha güçlü, daha esnek ve de daha estetik hisseder. Diğer sporlara göre daha hafif ve sakatlanma riski az olan bir spordur. Pilates sporu yapılırken, doğru nefes alıp vermeyi öğrenmek ilk basamaktır. Çünkü pilates egzersizlerinden maksimum yararı almak için, doğru nefes çok önemlidir. Eklem rahatsızlıkları ve bel fıtığı durumları varsa, pilates uzmanına danışılarak bu sporu yapmak mümkündür. Pilates sakatlıkları olan kişiler tarafından da tercih edilmektedir. Önemli olan, hareketleri doğru öğrenmek ve az da olsa zorlayacak olanlardan kaçınmaktır. Yapılacak en ufak yanlış hareket, özellikle bel fıtığı söz konusu olduğunda büyük sıkıntı yaratabilmektedir. Bu sebeple, uzman yardımı ile doğru hareketler seçilerek pilatese başlanabilir.

0 yorum

Selulit Tedavisi Ve Bitkisel Çözümler

Selülit, hanımların en büyük estetik sıkıntılarından biridir. Dolaşım bozukluğu ile beraber, yağlı beslenme ve hareketsizlik, selülit oluşumunu tetikler. Üst bacak ve baldırlarda sık rastlanan selülitin çeşitli fizyolojik sebepleri olabileceği gibi, genetik yatkınlık da önem arz etmektedir.Portakal görünümüne bürünen cilt kısımları, estetik yönden oldukça rahatsız edicidir.
Selülit tedavisinde, evde uygulanan çeşitli kremlerle sonuç almak mümkündür. Bu kremler, cilde hemen işler ve yağ hücrelerine müdahale eder. 

Tamamen yok edilemese de, azalma sağlamak mümkündür. Evde selülitli bölgelere uygulanan masaj ile kan dolaşımı hızlandırılarak, etkili bir tedaviye başlanabilir. Özel kremler sürülerek, selülit yok edici masaj uygulayan ev tipi masaj aletleri ile düzenli olarak uygulanacak olan masajla da tatmin edici sonuçlar alınabilmektedir. Tıbbi masaj seanslarına gitmek de yardımcı olabilir. Profesyonellerin uygulayacakları özel masajlar ile selülitlerden büyük oranda kurtulmak mümkündür.
Günde en az 2 litre su içilmelidir. Kola, çay ve kahve ya tamamen kesilmelidir, ya da çok az içilmelidir. Tuzlu içeceklerden uzak durulmalıdır. Tatlılardan ve çikolatalardan uzak durulmalıdır. Aşırı bir tatlı ihtiyacı hissedildiğinde, dondurma yenilmelidir. Kebap tarzı etler ve sucuk gibi işlenmiş etler kesinlikle yenmemelidir. 
Konserve gıdalardan özellikle uzak durulmalıdır. Yağsız gıdalar tercih edilmelidir. Bolca sebze tüketilmelidir. Selülit tedavisinde yürüyüş önerilmektedir. Yüzme ve bisiklet sporları da bacakların toparlanmasına büyük katkı sağlamaktadır. Aşırı güneşe maruz kalmanın selülitleri arttırdığı tespit edilmiştir. Selülit tedavisi için bitkisel çözümler de mevcuttur. Zambak yağı, keten yağı ve ardıç yağı karıştırılarak özel bir karışım elde edilir. 

Bu karışıma alternatif olarak, portakal yağı ve buğday yağı, nane yağı ile karıştırılabilir. Biberiye yağı ile jojoba karıştırılarak da bir losyon elde edilebilir.  Bu karışımlardan biri tercih edilerek, her malzemeden aynı ölçekte katılarak hazırlanabilir. Sorunlu bölgelere masaj eşliğinde uygulanabilir. En azından 1 saat beklenilmelidir. Ardından yosun sabunu ile yıkanması çok iyi olacaktır. Alternatif olarak, deniz kumu selülite iyi gelmektedir. Kum cildi canlandırır ve tedavi eder. Tüm bunların dışında, özel tedavi merkezlerine gidilerek, birkaç seansta selülitten kurtulmak mümkün olmaktadır.

0 yorum
 
Support : Copyright © 2011. saglik8.blogspot.com - All Rights Reserved
Kafes kuşu | Radyomevlana | Yiğit CAMCI