işü
Son yayınlanan yazılar
print this page
Son yazılar
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sahur Ve İftarda Ne Yemeliyiz

Merakla beklenen on bir ayın sultanı ramazan yine geldi çattı fakat bu özel ay'da oruç tutmak geçirdigimiz önceki yıllara göre iklim şartlarındaki sıcak hava degişimi nedeni ile biraz zorlaşmaya başladı. Özellikle kavurucu sıcaklarda çeşitli saglık problemleri ile karşı karşıya kalmamak için sahur ve iftar'da tüketilen besinlere dikkat edilmesi ve özenle seçilmesi gerekiyor. Bu yazımızda ramazan ayı boyunca mide problemi ile karşı karşıya kalmadan saglıklı bir şekilde beslenmenin yollarını anlatacagız.


Uyanın ve suhur için hazırlık yapın
Yaklaşık 16 saatlik bir açlık hissinin yaşandıgı ramazan ayında kusursuz beslenmenin olmazsa olmazın başında kahvaltı geliyor. Sahur satinde kahvaltı asla ihmal edilmemelidir. Özellikle sahur zamanında tüketilen agır yemekler, hamur işi besinler, pilav,makarna ve şekerli besinler açlık ve susuzlugu tetikleyecegi için sahur'da tüketilmemesi gerekmektedir. Sahur vaktinde vücut'ta tokluk hissi uyandıracak besinler özenle seçilerek tercih edilmelidir.


Yulaf ezmesi: Sahur'da yogurt , kefir yada süt ile karıştırılarak beslenme tercih edilmesi durumunda, doyurucu oldugu kadar vücut için vitamin ve mineral yönünden faydalı olacaktır.

Yoğurt veya süt: Tokluk hissi uyandırması yönü ile bilinir. Bileşenlerinde uyumayı tekrar tetikleyici emzimler oldugundan dolayı sahur'dan sonra uyumanızı kolaylaştıracaktır.

Meyve ve komposto: Vücut için gerekli enerji miktarını saglayarak, bagırsakları temizledigi gibi saglıklı ve düzenli çalışmasını kolaylaştırır.

Ceviz: Özellikle krom minerali yönünden zengin oluşu ile bilinir. Alınan birkaç ceviz vücut içindeki insülün seviyesini düzenlemeye yardımcı oldugundan tok tutucu özelligi ön plana çıkmaktadır. Aynı zamanda içerisindeki omega yag asitleri sayesinde gün içinde vücuda gereken enerji miktarını saglayacaktır.

Yumurta: Mutlaka haşlanmış olarak hazırlanıp sahur' da tüketilmesi gerekmektedir. İstege göre mantar,biber gibi çeşitli sebzeler ile omlet şeklinde hafif yag'da hazırlanabilir.

Tahin ve pekmez: Aynı anda tüketilmeleri durumunda birer enerji ve mineral deposu olarak bilinmektedirler. Özellikle susam yagından elde edilmiş olan tahin'in tok tutucu özelligi bilinmektedir. Pekmez ile harmanlanması durumunda gün içerisinde mide rahatlaması saglayarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasını saglayacaktır.

Tuzsuz peynir: Süt ürünleri ailesinden olan peynir özellikle kalsiyum ve protein ihtiyacını karşıladıgı için tuzsuz çeşidinden seçilerek tüketilmesi gerekmektedir.

Oruç hurma ve su ile açılmalı
1 dilim peynir, 1 dilim pide yada tam buğdaylı ekmek veya 1 kase çorba orucu açtıktan sonra tüketilebilicek en iyi başlangıç türüdür. Yaklaşık 20 dakika beklendikten sonra ana yemek ile yogurt ve hafif yaglı salata ile beslenilmelidir. En önemli ögün olan iftar vaktinde alınan protein seviyesi zengin oldukça gün içindeki toluk hissi az olacaktır. Özellikle ana yemek seçimi kırmızı et,tavuk,balık gibi protein yönünden zengin gıdalar olmalıdır.

Bir adet pide 16 dilim ekmek demektir
Ramazan ayında tüketilen pide'nin 16 dilimlik ekmek ile aynı kalori ve agırlıkta oldugu bilinmelidir. Özellikle salata ve sebze türündeki lifli besinler olmazsa olmazıdır. Tokluk hissi saglayacagı gibi kilo kontrolü konusunda yardımcı olmaktadır.

Kavun, karpuz ve muzu az tüketin
İftardan sonra tüketilen meyvelerin ana yemekten 1-2 saat sonra alınması gerekmektdir. Gilisemik yönünden zengin olan kavun,karpuz,muz ve incir gibi meyvelerinn sıklık ile alınması gerekmektedir.

Susatan besinleri yemeyin
Özellikle salça ve sos ile yapılan baharatlı ana yemekler yüksek miktarda tuz içermektedir. Bu çeşit besinler ve yanında turşu gibi garniturler vücutta su hissini uyandıracagı için kaçınılmalıdır. Vücuttaki su miktarını en üst seviyeye çıkartmak için lifli gıdalari meyve,komposto,çorba,ayran,kefir, soda,bitki çayları özellikle tercih edilmelidir. Kişisel bünyeye göre ortalama 2-3 litre su tüketilmelidir

İftardan 1-2 saat sonra hafif tempolu spor yapın
İftar saatinden sonra alınan besinleri eritmek ve sindirim sistemini düzene sokmak için hafif tempolu spor ya da yürüyüşler yapmak vücut için faydalı olacaktır. Su hissini vücutta uyandırmamak için sahura yakın saatlerde spor'dan kaçınılmalıdır.

Tatlı yerine ne tüketmeliyiz ?
Tüketilen tatlının ne oldu,neden yapıldıgı ve ne için tüketildigi önemlidir. Özellikle süt ile yapılmış ve meyve aromalı tatlılar tercih edilmelidir. Kalori degeri düşük ve vücutta agırlık yaratmayacak tatlılar tercih edilmelidir.Tatlı tüketimini haftanın 3-4 gününe yaymak en saglıklı tercih olacaktır.

Tarçınlı süt ve kuru hurma
· Zencefilli yulaflı ev kurabiyesi + süt
· Probiyotik yoğurt + içine keten tohumu, tarçın, buğday ruşeymi ve ceviz
·Zencefil ve taze naneli limonata + 15 fındık badem
·Tarçınlı meyve kompostosu + ½ çay bardağı beyaz leblebi
·Yoğurt+taze meyve+fındık/badem karışımı derin dondurucuda bekletilerek dondurma kıvamında tercih edilebilir
0 yorum

Bagışıklık Sistemini Güçlendiren Yiyecekler Nelerdir

Son zamanlarda yaşlı veya genç herkesin hastalıklara yakalanma oranın arttığı ve sık sık hastalandığı görülmektedir. Sık hastalanmak özellikle grip, nezle, soğuk algınlığı gibi birçok hastalık ve enfeksiyon rahatsızlıklarının sebebini uzmanlar bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmamasından kaynaklandığını söylüyorlar. Bağışıklık sistemi düşük olan kişiler sık hastalanmakta özellikle de enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskleri artmaktadırlar. Bağışıklık sisteminin güçsüzlüğü sadece bu bilindik rahatsızlıklar ile değil aynı zamanda kanser, verem gibi daha ciddiyet gerektirecek rahatsızlıklara da yakalanma riskini artırmakta ve bu hastalıkların iyileşme süresini uzatmaktadırlar.

Bağışıklık sistemi düşük olan kişiler sadece sık rahatsızlanmaz aynı zamanda herhangi hastalıklarında iyileşme süreçleri oldukça uzun olmaktadır. Buda kişilerde halk tabiriyle gözümü hastalıktan açamadım tabirine yol açmaktadır. Uzmanlar sadece yetişkinlerde değil aynı zamanda çocuk ve bebeklerde de bağışıklık sisteminin düşük olmasından dolayı birçok hastalığa yakalandığı ortaya çıktığını söylüyorlar. Bağışıklık sistemini güçlendirecek besin nelerdir diye besinleri sıralamak yerine öncelikle bağışıklığı korumanın yöntemlerine bakmalıyız.


Bağışıklık sistemi nasıl korunur
Bağışıklık sistemi her insanda vardır az veya çok mutlaka bir bağışıklık sisteminiz vardır. Bağışıklık sisteminiz düşük diye teşhis konulduğunda hemen bağışıklığı sistemini güçlendirecek besinler nelerdir diye araştırma yapmayınız. Öncelikle var olan bağışıklığınızı korumaya özen göstermelisiniz. Bağışıklık sisteminiz, hazır gıdalardan oldukça kaçınmak, dengeli ve düzenli beslenmek, spor yapmak, bol oksijen almak ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineraller ve protein değerlerine dikkat etmelisiniz. bağışıklık sisteminizin düşük olmasına veya düşmesine sebep olan ilk sebep karbon hidrat veya protein eksikliğinden olmaktadır. Bu besinlerin düzenli alınmasına özen göstermelisiniz. Bu besinleri sık tüketmek veya gereğinden fazla almak yerine düzenli ve dengeli tüketmeye dikkat edilmelidir. Spor yapmak bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye sebep diğer bir unsurdur. 

Bağışıklık sistemini güçlendirecek besinler nelerdir; bol protein ve karbon hidrat içeren gıdalar öncelikli olarak bağışıklık sisteminizi güçlendirmenize yardımcı olacaktır. B2, B6, D ve C vitaminlerinin yeteri miktarda ve dengeli alınması da bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir. 

Bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler nelerdir sorusuna verilecek doğal besinler ise Sarımsak, Soğan, Domates, Havuç, Brüksel lahanası, kırmızı biber, kabak, portakal, brokoli, limon, mantar, süt ve süt ürünleri özellikle peynir ve yoğurt, zencefil, zerdeçal, bal, adaçayı, biberiye, maydanoz, kırmızı eti, balık eti, hindi eti, ay çekirdeği, yumurta, yeşilçay ve bunun gibi bazı gıdalar bağışıklık sisteminizi güçlendirmenize yardımcı olacaktır.
0 yorum

Ceviz Yagı İle Saglıklı Kalın

Ceviz ağacının meyvesi olan cevizden edilen yağdır. Kozmetik ve sağlık için kullanılan ceviz yağını elde etmek için sıcak ve soğuk pres yöntemiyle cevizden yağ elde edilir. Ceviz meyvesinin yüzde 70 i yağdır. Pres yöntemi dışında yavaş yavaş kavurarak da yağ çıkartılır ancak bu yöntemle çok fazla yağ elde edilemez bundan dolayı en iyi yöntem pres sistemidir. Raf ömrünün kısa olması sebebiyle çok fazla kullanılmamasının yanı sıra kozmetik de çok fazla kullanılmaktadır.

Ceviz Yağı Kullanım Alanları;
  • Kozmetik amaçlı; gözaltı kırışıklıkları ve göz çevresi koyu halkalar için, saç bakımında, kirpik ve kaş güçlendirmek için, cilt lekelerini gidermek için kullanılır. Bunun yanı sıra güneş kremi olarak kullanılır, cildi nemlendirmek için kullanılır. Kozmetik sektöründe bolca tercih edilen bir yağ olan ceviz yağı ile sağlıklı kalın.
  • Zayıflamak için; iştah kapatma özelliği olan ceviz yağı zayıflamak isteyenlerin tercih nedenleri arasında olmak zorunda. Salata ve et soslarında kullanacağınız yağ baskın özelliği nedeniyle çok az kullanılması tavsiye edilir.
  • Sağlık için; özellikle omega 3 açısından zengin olan ceviz yağı vücut gelişimini artırdığı için özellikle gelişme çocuklar için kullanılması tavsiye edilir. Mantar, parazit gibi hastalıkları önler sedef hastalığında tedavi amaçlı rol oynar. İntihap, romatizma gibi hastalıkları önlediği görülmüştür. Özellikle hormon seviyesini dengede tuttuğu saptanmıştır. İçeriğindeki omega 3 ve omega 6 sayesinde yaşlılık etkilerini en alta indirdiği için ceviz yağı ile sağlıklı kalınmak mümkün. Kan damarlarını açıcı özelliği ile kalp rahatsızlığı olan hastalara tavsiye edilir ceviz yağıyla kalp krizini geçirme riski en aza indirilmiş olur. B1, b2, b3 vitaminleri sayesinde cilt yüzeyinde daha çok elastikiyet katarak cildin daha esnek ve pürüzsüz olmasını sağlar böylelikle daha genç ve güzel bir cilde sahip olmanızı sağlar. Nasırlara kompres olarak kullanılır ve nasırların geçmesinde tedavi amaçlı kullanılır. Yıpranmış cilt yapısını onardığı ve yaraların iyileşmesinde harici kullanılır.

Etkisi kanıtlanmamış olmasının yanı sıra içerisinde bulunan A,C,E VE B vitaminleri sayesinde sağlıklı cinsel bir yaşam için oldukça iyi etkileri olduğu söylenmektedir. Başlı başına hipertansiyona iyi geldiği çözüm olmasa da kan basıncını düşürdüğü için hastalarda rahatlatıcı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Ceviz yağı ile sağlıklı kalın güzel, canlı bir cilde ve sağlıklı kaşlar, kirpikler, saçlara sahip olmanız mümkün.


    Ceviz Yağı Nasıl Kullanılır.
    • Masaj yağı olarak kullanılan ceviz yağı cilt lekelerine masaj yapılarak sürülürse cilt lekelerini giderir.
    • Yaralara haricen sürülen ceviz yağı ile sağlıklı kalın ve ceviz yağı daha sağlıklı cilde sahip olun.
    • Yemeklere sos ve yağ olarak kullanarak tansiyon ve diğer çeşitli rahatsızlıklara iyi gelir.
    • Kozmetik sektöründe kullanılan ceviz yağıyla saç kirpik ve kaş bakımında kullanılır.
    0 yorum

    10 Günde 8 Kilo Verdiren Diyet Programı ile Zayıflayın

    10 günde 8 kilo verme

    Uzun süre yapılan diyet programlarından sizde sıkıldıysanız size çok güzel bir haberimiz var. 10 günde 8 kilo verdiren diyet programı ile zayıflayın ve istemediğiniz kilolarınıza çok kısa sürede veda edin.

    Diyet listesi başlangıç:
        •    Düşük kalorili bir diyet listesi olduğu için egzersize çok fazla yüklenmeyin.
        •    İlk hafta kilo verimi daha çok fazla, ikinci hafta kilo verimi daha az olur ancak pes etmeyin.
        •    10 günde 8 kilo verdiren diyet programı ile zayıflayın ancak diyetinizi yaparken sağlığınızı ihmal etmeyin.
        •    Günde 2,5 litre su içmeyi unutmayın.
        •    Metabolizmanızı hızlandırmak için öğünlerinizi atlamayın hatta öğünlerinizi bölün.
    10 günde 8 kilo verdiren diyet programı ile zayıflayın diyet listesi.

    1.gün.
    Sabah: Şekersiz çay veya kahve, 1 yumurta, söğüş domates.
    Öğle: 1 simit, 1ayran.
    Akşam: Haşlanmış tavuk 1 porsiyon olacak. Yağsız salata.

    2.gün.
    Sabah: şekeriz çay veya kahve, 1 parça beyaz peynir, 5 adet zeytin
    Öğle: Domates, salatalık söğüş, 1 parça beyaz peynir.
    Akşam. Ton balıklı salata, 1 dilim kepek ekmeği.

    3.gün.
    Sabah: Şekersiz çay veya kahve, 1 dilim kızarmış ekmek, domates söğüş.
    Öğle: 1 adet yumurtayla yapılmış menemen.
    Akşam: 1 tabak yağsız fasulye yemeği, 1 bardak yağsız ayran.

    4.gün:
    Sabah: 1 bardak greyfurt suyu, 1 adet meyve
    Öğle: Haşlanmış lahana veya brokoli yanında, 1 kase yoğurt.
    Akşam: Kabak dolması ancak içinde pirinç az olacak, mevsim salata.

    5.gün:
    Sabah: 1 bardak greyfurt suyu, 1 dilim kızarmış ekmek.
    Öğle: Haşlanmış salçalı 3 adet sosis.
    Akşam: Izgara veya haşlanmış tavuk, domates söğüş.

    6.gün:
    Sabah: 1 yumurta, şekersiz çay.
    Öğle: 2 adet patates ile yapılmış salata, şekersiz çay veya kahve.
    Akşam: makarna ancak çok az içine yağ konulacak, bol yoğurt.

    7.gün:
    Sabah: şekersiz çay, 1 parça beyaz peynir, söğüş domates.
    Öğle: 2 adet haşlanmış yumurta, söğüş domates.
    Akşam: ton balıklı yağsız salata, 1 adet mevsim yemeği.

    8.gün:
    Sabah: 1 bardak greyfurt suyu, 1 adet mevsim meyvesi.
    Öğle: 1 adet simit, 1 bardak ev yapımı ayran.
    Akşam: 1 tabak semizotu yemeği, bol yoğurt.

    9.gün:
    Sabah: şekersiz çay, 1 parça beyaz peynir,5 adet zeytin.
    Öğle: çeşitli mevsim yeşilliklerinden yapılmış salata, 5 adet köfte.
    Akşam: haşlanmış lahana, bol yoğurt.

    10.gün:
    Sabah: şekersiz çay,1 dilim kızarmış ekmek,1 adet yumurta.
    Öğle: 1 adet yumurtadan yapılmış menemen, 1 bardak ayran.
    Akşam: 5 parça ızgara et, yağsız bol yeşillikli salata.

    Diyet sonu

    10 günde 8 kilo verdiren diyet programı ile zayıflayın forma girin ve sonun da hayal ettiğiniz vücuda sahip olun. Ağır bir diyet olduğu için 1 aydan önce tekrar etmeyin. Diyet sonrası sporunuzu ve su içmeyi ihmal etmeyin.
    0 yorum

    Obezitenin Nedenleri




    Özellikle de bizim toplumuzda ki insanların yaklaşık % 60 oranında obezite hastalığı yaşaması ya da bı hastalığın evresine yaklaşması, pek çok kişiyi obezitenin nedenleri sorusunu araştırmaya yöneltmiştir. Nitekim günümüzde çocuklarda bile sıklıkla görülmekte olan bu hastalık, vücudun sağlıksal açıdan pek çok sıkıntı yaşamasına sebebiyet vermektedir. Böylece de, sağlıklı bir hayat kurmanın ilk yolu, düzenli beslenme ve kilo kontrolü yaptırmaktan geçmektedir.

     Genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranla aşırı artması sonucunda, kişinin boy uzunluğu ve vücut ağırlığının düzeyinin üzerine çıkması olarak tanımlanan obezite, Türkiye’ de başta erkekler olmak üzere pek çok kişide sıklıkla görülmeye başlamıştır. Özellikle de fast food kültürünün giderek etkin bir hal almaya başlaması, hazmı zor yiyeceklerle doldurulan midelerin genişlemesine sebebiyet vermektedir. Hal böyle olunca da, yaklaşık son on yıl içerisinde obetize oranlarının artması kaçınılmaz olmuştur. Obezitenin nedenleri olarak pek çok sebep madde sıralamamız mümkündür. Keza, insanların günlük yaşamlarını sürdürdükleri esnada maruz kalmış oldukları sert standartlar, onların yemek yeme ve uyuma alışkanlıklarını tamamen değiştirmek zorunda bırakmıştır. Gidişatın bu şekilde ilerlemesi de obezitenin türemesine ön ayak olmuştur.

     
    Obezitenin Başlıca Nedenleri
            Kişinin aşırı ve düzensiz bir şekilde beslenme alışkanlığı geliştirmiş olması, obeziteyi tetikleyen en büyük etkendir.
            Gün içerisinde hantal kalmak ve yetersiz bir fiziksel aktivite sergilemekte vücudun şişmanlamasına sebebiyet vermektedir.
            Obeziteyi etkileyen en önemli etmenlerden bir diğeri de, eğitim düzeyi ve sosyo- kültürel faktörlerdir. Kaldı ki, bilinçli bir kişinin yeme düzeni ile bu konu üzerinden hiç eğiyim almamış birinin beslenme alışkanlıkları arasında dağlar kadar fark vardır.
            Hormonal ve metabolik etmenler de obezitenin nedenleri arasında gösterilir. Özellikle de, ergenlik döneminde hormonların dengesiz bir şekilde salgılanması, obezitenin daha aktif bir hale ulaşmasına sebebiyet vermektedir.
            Her ne kadar uzmanlar bu ihtimalin gerçekliği konusunda ikiye ayrılsa da, obezitenin genetik etmenlerden kaynaklandığını da söylememiz mümkündür. Keza anne ve babanın sağlıklı bir vücut yapısına sahip olması, onların çocuklarının gelişimi açısından da oldukça etkilidir.
            Aşırı derecede sigara ve alkol kullanımında obeziteyi tetiklediği apaçık ortadır. Özellikle de yemeklerle birlikte tüketilen alkol, vücudun hızlı yağ yakma eylemini yavaşlatarak, yağ birikimlerinin oluşmasına sebebiyet vermektedir.
            Antidepresan ilaçlarının kullanımı, pek çok fiziksel sıkınıtının yanı sıra, obezitenin de en büyük yardımcısıdır. Bu ilaçların düzenli kullanımı kişinin metabolizmasının yavaşlamasına sebebiyet vermektedir. Bu durumda obezitenin nedenleri sıralamasında önemli bir yer edinmektedir.


    Mevcut durumdaki obezitenin nedenlerisıralandığı takdirde, yapılacak olanlarda az çok ortaya çıkmaktadır aslında. Keza uygulanan sağlıklı diyet programı ve kalori hesaplama yöntemleri ile obezitenin önüne geçebilmeniz mümkündür. Bu tarz kilo problemlerini engellemek için atılacak bir diğer önemli adım ise; kişinin kafasında bu sıkıntıyı halletmesi olacaktır. Keza, başarıya gidilecek olan yolun inanmaktan geçtiğini göz önünde bulunduracak olursak, sağlıklı bir ruh yapısı ile dengeli bir beslenme – egzersiz programı sayesinde obeziteden rahatlıkla kurtulabilirsiniz.
    0 yorum

    Kolesterolü üzüm çekirdegi ile düsürmeye çalısmayın

    Kolesterol ilaçlarının hastalara yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusu uzun süreden beri bitmeyen bir tartışma konusu. Bu tartışmadan olumsuz etkilenen bazı yüksek kolesterol hastaları, ilaçlardan uzaklaşıp bitkisel yollara başvuruyorlar.
    Muzdan üzüm çekirdeğine kadar farklı bitkilerle kolesterollerini düşürmeye çalışıyorlar.
    Oysa uzmanın önermesine rağmen ilaçlarını bırakarak yalnızca bitkisel yolla kolesterolü düşürmeye çalışmak çeşitli sağlık risklerine davetiye çıkarmak anlamına gelebiliyor.


    Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kolesterolün düşürmesindeki birincil yaklaşımın önce dengeli, düzenli beslenme ve spor formülüyle aşılmaya çalışılmasının önemine değinerek, ?Eğer bu önlemlere rağmen kolesterol değerleri düşmüyorsa ilaca başlanabilir. En son bilimsel çalışmaların ışığında kolesterol ilaçlarının doğru hastada kullanıldığında kalp krizini önlemede büyük rol oynadıklarını biliyoruz? diyor.

     İlaç almadan bitkisel yollarla kolesterolünü düşürmeye çalışanları ise çeşitli sağlık tehlikeleri bekliyor.
    Kolesterolü düşürmesi amacıyla ister üzüm çekirdeği ya da başka bitkilerin tüketilmesinin zararlı olabileceğine değinen Prof. Dr. Sinan Dağdelen, şunları söylüyor:
    Üzümü ya da başka bitkisel ürünleri normal bir gıda alır gibi tükettiğinizde, sık sık ve fazla miktarda yemediğinizde bir zararı olmayabilir.
    Ancak üzüm çekirdeğini ya da başka bir bitkisel ürünü her gün tedavi edici maksatla düzenli olarak kullanıyorsanız o artık bir ilaçtır.
    Hepsinin yan etkileri vardır. Üzüm çekirdeğinde veya kabuğunda bulunan proantosiyanidin ve reservatrol denilen maddelerin özellikle hayvanlar üzerinde yapılmış çalışmalarında, kötü kolesterolün oksidasyonunu azaltıcı ve safrada yağ miktarını artırmak gibi etkileri gösterilmiştir. Üstelik kanıtlanmış klinik yararları kesin değildir.  Bu konuda yeterli ve geniş kapsamlı araştırma bulunmamaktadır.
     Her gün aşırı muz yerseniz kalbinizi durdurabilirsiniz. İlaçların da bir kısmı bitkisel kaynaklıdır, bir şeyi her gün ve tedavi edici maksat ile alıyorsanız o artık bir ilaç olur. Normal bir insan haftada 2-3 muz tüketebilir, ancak bunun üzerinde aşırı muz tüketimi kanda bazı mineralleri toksik (toksik) seviyelere çıkartabilir.

    Her gün sarımsak yerseniz tansiyon düşmesinden mağdur olursunuz. Bir meyve veya sebzeyi gündelik hayatta normal olarak tüketebilirsiniz, ancak sırf iyi gelecek diye abartılı tüketmek yanlıştır. Her gün doğal besin olarak arzu ediliyor ise 1-2 diş sarımsak tüketilebilir. Ancak bunu tedavi edici maksatla düzenli ve aşırı miktarlarda almak, yokuş aşağı giden direksiyonsuz bir araca benzer. Unutulmamalıdır ki her besinin faydaları vardır, ama yanlış kullanımlarının önemli yan etkileri vardır.
    Bilim adamı olmayan, tedavi yetkisi bulunmayanlar kişilerin , hekimlerin işleriyle ilgili yaklaşımlarda bulunmamaları lazımdır.  ?Efendim bitkiseldir ve bu nedenle yan etkisi hiç yoktur? yaklaşımı yanlıştır ve hiçbir bilim adamı bu ifadeyi zaten kulanmaz.
      Biz kullandığımız ilaçların yan etkilerini biliyoruz hastaya verirken de bunları göz önünde bulunduruyoruz.

    Kolesterol Yüksek Kalırsa, Cinsel Organ Damarları Bile Tıkanıyor
    Kolesterol yüksekliği belli derecelerin üzerine çıkınca belli yaşlarda, belli şartlarda kişilerin hayatını tehdit ediyor, belki başını ağrıtmıyor, görmesinde bozukluk ya da midesinde bulantı yapmıyor ama kolesterol yüksekliği aylar, yıllar içinde damarlara hasar veriyor. Damar hücrelerinin fonksiyonlarını bozuyor, tehdit ediyor. Beyin, göz damarları, cinsel organ, böbrek, kalp damarlarında tıkanmaya yol açıyor.
    Vücudun en iyi ilacının kan olduğunu, organlara sağlıklı bir şekilde kan gittiği zaman kanın adeta ilaç etkisi yaptığını vurgulayan Prof. Dr. Sinan Dağdelen şu bilgileri verdi:
    ?Kalp, beyin damarlarına kan gitmezse felç olur, göze gitmezse körlük olur. Tüm bu sonuçlar milyonlarca kişinin üzerinde yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış ve dünya bilimsel otoritelerinin ortak görüşüdür.?
    Diyet ve Sporla Düşmeyen Kolesterolü İlaç Düşürüyor
    Kolesterol sorununun çözülebilmesi için hastalara kilo verdirip spor yaptırmak gerekiyor. Eğer bunlar yeterli gelmiyorsa ilaç tedavisine başladıklarını anlatan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, ?Eğer verilen ilacın dozu yeterli gelmiyorsa ikinci bir ilaca başlamak gerekebilir.  Değişmez bir gerçek vardır, hangi yöntemi denerseniz deneyin kolesterolü normal sınırlara çekmek gerekiyor. Bazı hastalarda kolesterol seviyeleri o kadar yüksektir ki, ne diyetle ne de sporla düşmez. Bu durumda hastaya doğrudan ilaç tedavisi verirsiniz? diyor.

    Alıntı : www.saglikbilgisi . com



    0 yorum

    226 Bitkisel Ürünün Satısı Yasaklandı

    Bakanlık 266 bitkinin ürünlerde kullanımını yan etkilerinden dolayı yasakladı. Bundan böyle sarı kantaron, yüksük otu satan aktarlar kapatılacak. Zayıflattığı iddia edilen bitkisel ürünlerden ölümlerin artması üzerine Sağlık Bakanlığı aktar ve baharatçıları takibe aldı. Bakanlık bundan böyle ilaç gibi etki gösterdiği belirtilen ürünlerin sağlık beyanlarını araştırıp, bunların bilimsel bir dayanağı olup olmadığını inceleyecek.

    Eğer hastalıkları önlediği veya iyileştirdiği yönünde bir ifade kullanılmışsa bu ürün hakkında işlem yapılacak. Yapılan araştırmada şimdiye kadar bine yakın bitkisel ürün incelendi. 266 bitkiden yapılan ürünlerin yan etkileri belirlenerek bu ürünlerin kullanımı tamamen yasakladı. Araştırmada 125 bitkinin toz edilmiş kısımları ve ekstreleri de incelendi. 43 mantar ekstresinin gıda takviyelerinde yer alamayacağına karar verildi.

    CİNSEL UYARICI ETKİSİ
    Bakanlık yetkilileri “Ürünler tek tek incelendi. İçeriklerinde cinsel uyarıcılar, zayıflatma amacıyla üretilmiş sağlıksız ilaç molekülleri gibi kimyasallar saptandı. Aktar ve baharatçılarda satılan bu ürünlerin incelenmesi devam edecek” dedi.

    İNTERNETTE SATIŞ YASAĞI
    Zayıflattığı iddia edilen bu ürünlerin satışı ile RTÜK, Ticaret Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile ortak çalışmalar yapıldı. Sağlık Bakanlığı, bu ürünlerin satıldığı web sayfalarını artık güvenli internet portalı içerisinde tanımlatacak. Böylelikle bu sitelere ulaşım engellenecek.

    Kurala uymayan aktarlar kapatılacak
    Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü 14 Ağustos tarihinde aktar ve baharatçılarla ilgili bir genelge yayınlayarak 81 il valiliğine gönderdi. Genelgeye göre satışı yasaklı ürünlü satan aktarlara 2 ay süreverilecek. Bu sürede aktar, söz konusu ürünleri satmaya devam ederse ruhsat iptali ve dükkan kapatma cezaları ile karşı karşıya kalacak.

    Satışı yasaklanan bazı bitkiler
    - Ada soğanı
    - Katran ruhu
    - Güzel avrat otu
    - Yüksük otu
    - Tatula yaprağı veçiçeği
    - Balıkotu
    - Ebu cehil karpuzu
    - Sarı kantaron

    0 yorum

    Diyabetliler için 7 harika besin

    Yeni okuduğum bir makalede bahsedilen 7 önemli gıdayı sizlerle paylaşmak ve bakış açınızı biraz değiştirmek istiyorum
    Diyabetliyseniz, vücudun insülin yanıtına yardımcı omega-3 bakımından zengin somonun sizin için çok iyi bir seçenek olduğunu biliyorsunuzdur.
    Yüksek lif içeriğiyle diyabetin sebep olduğu kalp rahatsızlıklarını etkisiz hale getiren brokoli de unutulmamalı. Ancak tabii ki diyabetli diyetinde yer alması gereken besinler sadece somon ve brokoli değil. Diyabet kontrolü için aşağıdaki lezzetli  seçenekleri de deneyebilirsiniz.

    1-Kabak çekirdeği: Yağlı ve şekerli yiyeceklere karşı büyük iştahınız varsa bu duygunuzla baş etmek için lezzetli, sert ve gevrek kabak çekirdeğini deneyin. Demir ve doymamış yağlar içeren kabak çekirdeği, kalbiniz için iyi olmakla birlikte yeterli tatmin ve doygunluğu da sağlar. Tüm ara öğünlerde olduğu gibi önemli nokta, porsiyon kontrolünü sağlamak. İki yemek kaşığı tüketirseniz  5 gr.’dan daha az karbonhidrat almış olursunuz.

    2-Karışık kuruyemiş: Günde yaklaşık 40-50 gr. karışık kuruyemiş tüketmek, diyabetinizi kontrolde etkili. Kanadalı araştırmacılar, 117 diyabetli bireyi (tip-2) üç gruba ayırıp, ilk gruba şekerli kurabiye, ikinci gruba karışık kuruyemiş ve şekerli kurabiye, üçüncü grubaysa sadece karışık kuruyemiş verdi. Üç ayın sonunda, sadece karışık kuruyemiş tüketen grubun kan şekeri seviyesinin daha dengeli olduğu görüldü.

    3-Mercimek: Kuru baklagiller sınıfında yer alan mercimek, kan şekerini kontrol etmekte oldukça etkili. Yüksek lif içeren bu gıda, yavaşça sindirilir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, günde 50 gr. lif (özellikle çözülebilen) tüketen diyabetliler, daha az lif alanlara göre, kan şekerini kontrol etmekte daha başarılı. Mercimek aynı zamanda enerjiyi yükseltir ve duygu durumunu iyileştirir.

    4-Sardalya: Sardalya da somon gibi kalp sağlığı için önemli omega-3 ve protein içerir. Küçük balık olduğu için büyük balıklara oranla cıva seviyesi daha düşük.

    5-Pancar: Lipoik asit bakımından zengin. Aynı zamanda yaşlanmaya karşı vücudu koruyan anti-oksidanlar içerir. Bazı çalışmalar, lipoik asidin diyabetli bireylerin el ve ayaklarında oluşan hissizlikle ağrıya sebep olan sinir hücreleri hasarının iyileşmesine yardımcı olduğunu gösterir. Diğer çalışmalarsa pancarın kan kolesterolünü düşürücü etkisi olabileceğine işaret eder.

    6-Chia tohumu: Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlanan bu besin, organik ürünler satan mağazalarda sıklıkla karşımıza çıkar. Aslen nane familyasından çiçekli bir bitkinin tohumu olan chia, en yüksek omega-3 yağ asitlerini içerir. Omega-3, trigliserid değerlerini düşürüp, HDL (iyi huylu) kolesterolü yükseltir. Lif zengini chia tohumunun aynı zamanda tok tutucu etkisi ve kan şekerini dengeleyici özelliği var.

    7-Soya fasulyesi: Edamame, taze soya fasulyesinin kabuklu halidir ve haşlama olarak iyi bir atıştırmalıktır. Genelde suşi  restoranlarında rastlayabileceğiniz edamame,  tip-2 diyabetliler için harika bir besin. Protein, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve omega-3 yağ asitleri içerir. Dondurulmuş olarak büyük marketlerde bulabilir, 3-4 dakika haşlayarak servise hazırlayabilirsiniz.
    Dilara Koçak Yazdı

    0 yorum

    Omega-3 Vitamini tüketirken dikkat

    İnsan sağlığına olan yararlı etkilerinden dolayı, modern beslenmenin bir parçası olduğunu, koroner kalp hastalıkları, kanser, romatoid aritirid, astım, alzheimer gibi  birçok hastalığın önlenmesi ve tedavisinde, özellikle bebeklerde görme ve nöral fonksiyonların gelişiminde önemli etkileri olduğu belirtildi.

    ETİKET İLE ÜRÜN FARKLI
    Eczanelerde satılan Omega-3 serisi yağ asitleri içeren kapsül ve şuruplarla ilgili yaptıkları araştırmanın sonuçlarını paylaşan Doç. Dr. Özyurt, örneklerin bazılarında EPA ve DHA oranlarının etiket içeriği ile örtüşmediğini kaydetti.

    Araştırmanın 2011'den bu yana süregeldiğini kaydeden Doç. Dr. Gülsün Özyurt, şunları söyledi:
    "Eczanelerde satılan balık yağı kapsül ve şuruplarından alınan örneklerde ürün üzerinde belirtilen etiket bilgilerinin, yani içerdiği toplam Omega-3, EPA ve DHA oranlarının genel olarak yansıtıldığı belirlenmiştir. Ancak bunların arasında etiketinde belirtilenden daha az seviyede olan ürünlerle de karşılaşılmıştır.

    Balık yağları bitkisel yağlardan farklı bir karakteristiğe sahiptir.
    Uzun zincirli yağ asitleri pek çok bitkisel yağda nadiren yüzde 5 civarında ve genellikle de daha az düzeylerde bulunur. Yapılan bu araştırmada bir kapsülde yüzde 40 civarında linolenik asit bulunurken, yüzde 4 EPA ve yüzde 2 civarında DHA olduğu saptanmıştır. Bu durumda üründe az balık yağı olduğu ve hiç içermediği söylenebilir. Ancak üretici firma ürün üzerinde hiçbir şekilde balık yağı içerir ve benzeri bir ifade kullanmamıştır.
    Ürünün isim benzerliği, aynı ürün portföyü içerisinde satışa sunumu veya eczanedeki görevlilerin yanlış yönlendirmesi sonucu pek çok tüketici bu tip ürünleri gerçek balık yağı farz ederek satın almaktadır. Gerçekte satılan bu ürünlerdeki düşük fiyat farkı da içeriğini yansıtmaktadır."

    'SAĞLIK YARARI BEKLERKEN ZARAR GÖRMEYELİM!'

    Yüksek doymamışlık derecelerinden dolayı bağlık yağlarının acılaşmaya (oksidasyon) karşı çok hassas olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özyurt, üreticilerin genellikle yağın hazırlanması ve depolanması sürecinde bu sorunla karşılaşmamak için oksitlenmeyi engelleyen maddeler kullandığını, bunun de balık yağlarının yararlı etkilerini azalttığını dile getirdi. Doç. Dr. Özyurt, şunları kaydetti:

    "Oksitlenmeyi önleyici maddeler, balık yağının ağır kokusu, jelatin kaplama ve tatlandırıcı kullanılması nedeniyle tüketiciler tarafından fark edilmeyebilir. Serbest yağ asitleri, peroksit, anisidin ve totox değeri gibi testler yağların kimyasal kalitelerini belirlemede sıklıkla kullanılan yöntemlerdir. Tüketime sunulan balık yağlarının anisidin değerinin 20'nin totox değerinin ise 26'nın atında olması gerekmektedir.Bu açıdan yaptığımız araştırmada da piyasada satılan bazı balık yağı kapsül ve şuruplarının anisidin ve totox değerinin sırasıyla kapsüllerde 5-9 ile 7-17, şuruplarda ise 21-26 ile 35-38 arasında olduğu bulunmuştur.
    Bu sonuçlara göre araştırmada değerlendirilen balık yağı kapsülleri kabul edilebilir sınırlar içerisindeyken, balık yağı şuruplarının limitleri aştığı görülmektedir.
    Oksidize ürünlerin balık yağlarının yararlı etkisini azaltmasına karşı ilgili otoritelerin düzenli denetlemeler yapması ve tüketicilerin özellikle bu ürünlerin son kullanım tarihlerine dikkat etmeleri gerekmektedir."

    0 yorum

    Kolesterolün Düşmanları

    Kolesterol seviyeniz yüksek veya ailenizde kolesterol sorunu var ve sizde bundan korunmak istiyorsanız beslenmenizde bazı besinlere daha sık yer verebilirsiniz.

    Elbette bu besinleri daha sık tüketmenin yanı sıra sağlıklı kilonuzda olmanız ve düzenli spor yapmanız da gerekmektedir. Bu yaşam şeklinin devamıyla kolesterol seviyenizi ortalama %30 düşürmeniz mümkün.

    Tahıllar
    Yulaf, arpa, çavdar gibi tam tahıllar lif içeriği zengin besinlerdir. Beslenmenizle aldığınız fazla kolesterolün atılmasını sağlar bu nedenle tahıl grubuna kötü kolesterolün düşmanı diyebiliriz. Ayrıca içeriğindeki beta glukan nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendirirler.

    Kurubaklagiller
    Protein içeriğinin zengin olması, bitkisel demir içermesinin yanı sıra kurubaklagiller suda çözünebilen lif içerirler. Bu nedenle kötü kolesterolün düşmesinde etkili besin grubudur.

    Yeşil çay
    Son çalışmalar yeşil çayın içeriğindeki kateşinden dolayı kolesterol seviyesini düşürdüğü yönünde. Eğer içerisine limon suyu da ilave ederseniz etkisini artırırsınız. Tüketim miktarını ise siz ayarlamalısınız. İçeriğindeki kafeinden dolayı çarpıntı ve uykusuzluk yapabilir.

    Sağlıklı yağlar
    Doymuş yağların kolesterolü artırdığı bir gerçek ama doymamış yağlar ise tam tersine kolesterol seviyesini düşürüyor. Çoklu doymamış yağ asitleri içeren mısırözü, ayçiçek, soya LDL kolesterolü düşürmekte, tekli doymamış yağ asitlerinden zeytinyağı, kanola yağı ise hem LDL kolesterolü düşürüp hemde HDL, iyi kolesterolü artırmaktadır.

    Kuruyemişler
    Kuruyemişler de tekli doymamış yağ asitlerinden zengin besinler olması nedeniyle LDL kolesterolü düşürmektedir. Kalori içeriklerinin yüksek olması nedeniyle sınırlı tüketmekte fayda var.

    Portakal
    Narenciye meyveleri flavonlardan zengindir. Yapılan çalışma sonuçlarına göre portakal içeriğindeki flavon miktarı daha yüksek bulunmuştur. Flavonlar ise kalp sağlığını korumaktadır, özellikle herperidin adlı maddenin kolesterol seviyesini düşürdüğü bilinmekte.

    Bitter çikolata
    Çikolatayı sevmeyen kişi eminim çok azdır ayrıca kalp sağlığını koruyucu etkisinden dolayı tüketimi biraz daha masumlaşıyor. Ama çalışmalara göre kakao oranı ne kadar yüksekse etkisininde o kadar fazla olduğu yönünde. Kakao oranı %50 ve üzeri olan bitter çikolata kötü kolesterol seviyesini düşürebilmektedir.Diyetisyen Özlem Sert Aydın
    Domates
    Yazın tazesini kışın salça olarak tüketitiğimiz domates içeriğindeki likopenden dolayı güçlü bir anti kanserojen ve kolesterol savaşçısıdır. Bilinmesi gereken domateste bulunan likopen, ısıl işlemle ve az miktarda zeytin yağı ilave edilerek tüketildiğinde etkisi artmaktadır.

    Diyetisyen Özlem Sert Aydın

    0 yorum

    Sogan Suyunun Faydaları

    Dengeli ve saglıklı beslenmek için sogan suyunun hayatımızdaki önemi



    0 yorum

    Demir Eksikligi Olanlar Nasıl Beslenmeli

    Kansızlık olarak bilinen hastalıklar arasında, en sık rastlanılan tür, demir eksikliğidir. Demir, kandaki alyuvarların oksijen aktarmasını sağlar. Ancak bu minerali vücut kendi üretemez.
    Vücuda almanın tek yolu gıdalardır. Yumurta, et ve pekmez gibi gıdalar, demir içermektedir. Yapılan kan testlerinde, hemoglobin değeri kadınlarda 12 g/dl, erkeklerde ise 13 g/dl seviyesinin altına düşmemelidir. 
    Düştüğü takdirde, yaşanılan tablo, anemi olarak adlandırılabilir.Demir içerikli gıdaların yeteri kadar tüketilmemesi, kanama ile sonuçlanan hastalıklar, bağırsaklarda bulunan çengelli solucan paraziti ve vejetaryen beslenme biçimi, demir eksikliğine neden olan başlıca nedenler olarak sayılabilir. 

    Kadınlarda normalden fazla doğum yapmak ve regl kanamaları demir eksikliğine sebep olabilmektedir. Bu hastalık, halsizlik, iştah eksikliği, baş ağrısı, gereğinden fazla üşüme ve hafızanın zayıflaması ile belirti vermektedir. Demir eksikliği yaşayan kişilerin, dudaklarında kronikleşen çatlama ve tırnaklarında kolayca kırılma gözlemlenmektedir.
    Demir eksikliği olanlar, kırmızı et ve sakatat türü yiyeceklere ağırlık vermelidir. Beslenme programına, yeşil yaprağa sahip sebzeler, kuru meyveler, pekmez ve yumurta mutlaka eklenmelidir. Çay ve kalsiyum ağırlıklı gıdalar, demirin vücut tarafından emilmesini azaltmaktadır. C vitamini ise, demirin emilmesini arttırır. Bu sebeple turunçgiller fazlaca tüketilmelidir. Kepek ekmeği de demir eksikliği yaşayan kişilere önerilmemektedir. 

    Demir eksikliğine sebep olan faktör tespit edildikten sonra, doktor tarafından demir ağırlıklı diyet ile demir eksikliğini giderecek olan ilaçlar reçete edilir. Demir eksikliğinde verilen takviye amaçlı ilaçların bazıları ağız yoluyla alınırken, bazıları da damar yoluyla uygulanır. Eksikliğin seviyesine göre, verilecek takviye yöntemine doktor karar vermektedir.


    Kişiler, çeşitli kaynaklardan aldıkları bilgiler doğrultusunda, kendi kendilerine teşhis koymamalıdırlar. 
    Demir eksikliğinin çeşitli sebepleri olabilmektedir. Bu altta yatan sebepler, doğru biçimde tespit edilerek, doktor tarafından netleştirilmelidir. Demir eksikliği bir sebep değil de sonuç ise, kaynağa gidilerek tedavi uygulanmalıdır. Kişiler, keyfi olarak, demir takviyesine yönelik ilaçlar kullanmamalıdırlar. 
    Gereğinden fazla demir alımı halinde, vücutta depolama yapılması, önemli hastalıklara sebep olabilmektedir. Demir alımı aşırıya kaçtığında, karaciğerde toplanabilir. Bu birikim sonucunda, kişi siroz hastalığına yakalanabilir. Doktorun vereceği tedavi süresine ve de ilaçların dozajına dikkatle uyulmalıdır.

    0 yorum

    Demir Eksikligi Olanlar Nasıl Beslenmeli

    Kansızlık olarak bilinen hastalıklar arasında, en sık rastlanılan tür, demir eksikliğidir. Demir, kandaki alyuvarların oksijen aktarmasını sağlar. Ancak bu minerali vücut kendi üretemez.
    Vücuda almanın tek yolu gıdalardır. Yumurta, et ve pekmez gibi gıdalar, demir içermektedir. Yapılan kan testlerinde, hemoglobin değeri kadınlarda 12 g/dl, erkeklerde ise 13 g/dl seviyesinin altına düşmemelidir. 
    Düştüğü takdirde, yaşanılan tablo, anemi olarak adlandırılabilir.Demir içerikli gıdaların yeteri kadar tüketilmemesi, kanama ile sonuçlanan hastalıklar, bağırsaklarda bulunan çengelli solucan paraziti ve vejetaryen beslenme biçimi, demir eksikliğine neden olan başlıca nedenler olarak sayılabilir. 

    Kadınlarda normalden fazla doğum yapmak ve regl kanamaları demir eksikliğine sebep olabilmektedir. Bu hastalık, halsizlik, iştah eksikliği, baş ağrısı, gereğinden fazla üşüme ve hafızanın zayıflaması ile belirti vermektedir. Demir eksikliği yaşayan kişilerin, dudaklarında kronikleşen çatlama ve tırnaklarında kolayca kırılma gözlemlenmektedir.
    Demir eksikliği olanlar, kırmızı et ve sakatat türü yiyeceklere ağırlık vermelidir. Beslenme programına, yeşil yaprağa sahip sebzeler, kuru meyveler, pekmez ve yumurta mutlaka eklenmelidir. Çay ve kalsiyum ağırlıklı gıdalar, demirin vücut tarafından emilmesini azaltmaktadır. C vitamini ise, demirin emilmesini arttırır. Bu sebeple turunçgiller fazlaca tüketilmelidir. Kepek ekmeği de demir eksikliği yaşayan kişilere önerilmemektedir. 

    Demir eksikliğine sebep olan faktör tespit edildikten sonra, doktor tarafından demir ağırlıklı diyet ile demir eksikliğini giderecek olan ilaçlar reçete edilir. Demir eksikliğinde verilen takviye amaçlı ilaçların bazıları ağız yoluyla alınırken, bazıları da damar yoluyla uygulanır. Eksikliğin seviyesine göre, verilecek takviye yöntemine doktor karar vermektedir.


    Kişiler, çeşitli kaynaklardan aldıkları bilgiler doğrultusunda, kendi kendilerine teşhis koymamalıdırlar. 
    Demir eksikliğinin çeşitli sebepleri olabilmektedir. Bu altta yatan sebepler, doğru biçimde tespit edilerek, doktor tarafından netleştirilmelidir. Demir eksikliği bir sebep değil de sonuç ise, kaynağa gidilerek tedavi uygulanmalıdır. Kişiler, keyfi olarak, demir takviyesine yönelik ilaçlar kullanmamalıdırlar. 
    Gereğinden fazla demir alımı halinde, vücutta depolama yapılması, önemli hastalıklara sebep olabilmektedir. Demir alımı aşırıya kaçtığında, karaciğerde toplanabilir. Bu birikim sonucunda, kişi siroz hastalığına yakalanabilir. Doktorun vereceği tedavi süresine ve de ilaçların dozajına dikkatle uyulmalıdır.

    0 yorum

    Fazla Sekerin Zararları

    Beslenme alışkanlığınıza şekeri olması gerektiğinden daha fazla ve daha sık dâhil etmek vücudunuza yapabileceğiniz en gaddar kötülüklerden biridir. Ne yazık ki günümüzde sadece çok az insan günlük şeker miktarını alması gerektiği kadar alıyor, gerisi adeta aşırıya kaçmış denebilecek kadar fazla şeker tüketimi gerçekleştiriyor. Fazla şeker kullanımının saymakla bitmeyen birçok zararları bulunmaktadır, bunlardan bazıları ise şunlardır.

    • Vücudunuzun dengeli biçimdeki mineral seviyesini dengesizleştirir
    • Vücudun gerekli gördüğü krom miktarını azaltır
    • Vücudun bakır seviyesini azaltır
    • Magnezyum, kalsiyum gibi minerallerin emilimini boza
    • E vitamini miktarınızı düşürür
    • Büyüme hormonu seviyenizi düşürür
    • Vücudun protein emilimine mani olur
    • Mevcut olan protein yapısına zarar verir
    • Proteinlerin işlevinde kalıcı değişikliklere sebep olur
    • Migrene sebep olur
    • Baş ağrılarınızı sıklaştırır ve arttırır
    • Dikkat dağınıklığına ve dikkatsizliğe sebep olur
    • Görme bozukluğu yaratır, uzun vadede körlüğe kadar gider
    • Miyop olmanıza sebep olur
    • İleri yaşlarda gözlerinizde katarakta sebep olur
    • Ağzınızın asit yapısını bozarak diş çürümelerine neden olur
    • Enzimlerin sahip olduğu fonksiyonları bozar
    • Bağımlılık yaratabilir
    • Vücudun sahip olduğu bağışıklık sistemini zayıflatıp, hastalıklara daha sık ve kolay yakalanmanıza neden olur
    • Vücudunuzda oluşan hastalık ve yaraların iyileşme sürecini uzatır
    • Beynimizde var olan alfa, delta ve tetra titreşimlerini bozar
    • Uzun vadede depresyona girme olasılığınızı arttırır
    • Diş ve diş eti problemlerini sebep olur
    • İlerleyen yaşlarda kırışıklıklarınızın daha sık oluşmasına neden olur
    • Erken yaşlarda yaşlanmanıza sebep olur
    • Aşırı tüketimi vücudunuzda dehidrasyona sebep olur
    • Bayanlarda adet öncesi dönemde yaşanan zorlukların daha zorlu geçmesine neden olur
    • Hızlı kilo olmanıza neden olur
    • Açlık şekerinizin yükselmesine sebep olur
    • Diyabete yakalanmanıza sebep olur
    • Kanınızın yoğunlaşarak damarlarda kan pıhtılaşmasına bu sebepten de damar tıkanıklığına sebep olur
    • Böbreğinizin büyümesine neden olur
    • Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi çeşitli bağırsak hastalıklara yakalanma riskinizi artırır
    • Hemoroit olma ihtimalinizi arttırır.


    0 yorum
     
    Support : Copyright © 2011. saglik8.blogspot.com - All Rights Reserved
    Kafes kuşu | Radyomevlana | Yiğit CAMCI